Kalbimizin ve beynimizin yakın olduğu yerden doğar fotoğraf
‘‘Fotoğrafınız yeterince iyi değilse, olaya yeterince yakın değilsiniz demektir’’ Robert Capa
Fotoğrafınız yeterince iyi değilse!İyi fotoğraf nedir? Işığı iyi, kompozisyonu iyi, iyi bir estetik yaklaşım, hangisi?Göreceli bir kavram olan iyi mi?Kötü fotoğraf nedir?Işığı kötü mü, belki fotoğrafı yapanın tercihidir o.Ya kompozisyon, o da oldukça göreceli. Estetik? Herkese göre değişebilir.Hangi iyi fotoğraf? Fotojurnalist bir çalışma mı, anı yakalayan belgesel bir çalışma mı, yoksa kurmaca bir belgesel çalışma mı? Ya da kuramsal bir çalışma mı? Ya da hangi kötü fotoğraf?Yarışmalarda derece alan fotoğraflar mı ya da çok katılımlı internet sitelerinde katılımcıların çok beğendiği çalışmalar mı? Hangisi?Sanatın alt öğelerinden biridir fotoğraf. Resim gibi, heykel gibi, sinema gibi ve daha bir çok sanat öğesi gibi. Palet, el, boya, beyin, kalp, tuval….vs kullanarak ressam ulaşırken sanatına, fotoğraf makinesi, deklanşör, beyin, kalp, el, bilgisayar, fare, karanlık oda….vs kullanarak fotoğrafçı ulaşır kendi sanatına. Bir başkası hepsini bir arada kullanır, resimle fotoğrafı harmanlar, başka biri heykelle fotoğrafı…Sanatın her alt öğesinde olduğu gibi fotoğrafta da görecelidir “İyi”.Göreceli “İyi” tanımlanamıyorsa, “İyi”liği ya da “Kötü”lüğünün tanımlamadığı bir çalışmaya olan yakınlık ve uzaklık artık konuşulamaz olur.“İyi fotoğraf çünkü fotoğrafçı konuya çok yakın”“Ama o fotoğraf bana göre kötü, çok yakınlaşmış fotoğrafçı ama ben beğenmedim fotoğrafı”“Bakınız burada uzak kalmış fotoğrafçı ama iyi fotoğraf”“Bence kötü, çünkü uzak”Tartışmalar sürer gider. Acaba Capa yalnızca fotojurnalist bir fotoğraf tarzından mı bahseder bu söyleminde. Ama nice fotojurnalist tarzda fotoğraf da yok mudur ki izleyeni oldukça etkisinde bırakan. (Bakın “İyi Fotoğraf” demedim, “İzleyeni Oldukça Etkisinde Bırakan” dedim.) Belki gerçekten kendi gerçeğinden hareketle yalnızca fotojurnalist tarzda fotoğrafı kastetmiştir ama söylediği söz, kimbilir kendi inisiyatifi dışında haddini aşan noktalara ulaşmıştır.Belki de kastettiği fiziksel yakınlık değildir. Beyniyle ve kalbiyle kişinin yaptığı fotoğrafa yakınlığıdır demek istediği. Fotojurnalist tarzda fotoğraf çeken birisi için, bir savaşta fotoğraf çekerken, o savaşa ulaşılana kadar geçen süreci, savaşın gerçeklerini bilmesi ve hepsinden önemlisi savaşa ilişkin duygularını ulaştığı fotoğrafa yansıtmasıdır. Yakın olmak, savaş alanında çektiği fotoğraf karelerinden hangilerini paylaşmaya karar verme yetisidir. Hele de belgesel fotoğraf çeken biri için ne kadar önemlidir beyniyle ve kalbiyle yakın olmak, dolayısıyla da çalıştığı konuyu iliklerine kadar hissetmek. Fotoğrafçının, çalıştığı belgesel konuda, hem kurmaca yaptığı hem de anı yakaladığı fotoğraf karelerinden, aynen savaşta fotoğraf çeken fotojurnalist fotoğrafçının yaptığı gibi, hangilerini paylaşmaya karar verme yetisidir yakınlık dediğimiz o kavram. İzleyen o yakınlığı hisseder zaten, “İyi” ya da “Kötü” fotoğraf tartışmalarının tümüyle dışında kalarak.