Haluk UYGUR: Gösterebildiyseniz eğer o zaman siz ışık oldunuz demektir…
  Fotopya

Fotopya Haziran Ayı Fotoğraflarını Seçen Haluk UYGUR, sorularımıza verdiği samimi yanıtlarla iç dünyasını bizlerle paylaşıyor. Haluk UYGUR, ışık ile görüneni gösterebilmek için bilgiye gereksinim olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Gösterebildiyseniz eğer o zaman siz ışık oldunuz demektir.”

S.Haluk Uygur’u S.Haluk Uygur’a sorarsak eğer, S.Haluk Uygur kimdir, kısaca anlatabilir misiniz?

 

Zor soru… Klasik sorular hep zor olur zaten. Bu soruyu daha önceleri farklı zamanlarda sorsaydınız hep farklı yanıt alırdınız. Belki yarın da sorsanız bugünkünden farklı olacaktır. Ama yine sormakta ısrarlıysanız, 2 gün önce bir operasyon geçirdim ve sabah, öğle, akşam üçerden tam dokuz çeşit ilaç almama rağmen yine de bir yerlerim acıyor.

 


<br/>

 

Aslında düşünüyorum da benim her zaman bir yerlerim acıdı zaten. Bir çok kez de ilaç bulamadım üstelik.Bu yüzden (varsa) acısız günlerin kıymetini bilir, ona ulaşmak için çok çaba sarfederim. Birileri de ayağımdan çeker durur hep.

 

 

Fotoğrafa ilgi duyduğunuzu ilk olarak ne zaman ve nasıl fark ettiniz?

 

Tam üç buçuk yaşında çekilmiş bir fotoğrafım var. Boynumda da oyuncak bir fotoğraf makinesi asılı.

 


<br/>

 

Yani, “Fotoğraf” kelimesinden bir makine sahibi olmayı kasdediyorsanız 50 yılı devirdik. Ama “fotoğraf’ kelimesinden kendini bu yolla ifade etmeyi düşünüyorsanız, DAHA ÖNCELERİ YAZDIĞIM “Ben Fotoğraf’a Başladım mı ki” yazısını okumanızı tavsiye edeceğim. Okuyanlar hatırlayacaktır yazı şöyle başlıyordu:

 

“Daha önceki yazılarımın birinde, özgeçmişim ile ilgili sorular arasında "Kaç yaşındasınız" şeklinde olana cevap vermekte zorlandığımı yazmıştım.

 

Özgeçmişim ile ilgili zorlandığım diğer bir soru da "Ne zaman fotoğrafa  başladınız?"dır. Yaşımla ilgili olarak zorlanmamın nedeni, belli yaşı geçmiş kişilerde var olan yaşlanma takıntısının artık bende de başlamasından olsa gerek. Ama fotoğrafa başlama tarihim ile ilgili soru da zorlanmam, (dolaylı bile olsa) yaşımın ortaya çıkmasıyla ilgili değil!

 

Bu tamamen fotoğraf kelimesi ile neyin kastedildiğini bilmememle ilgili…

 

Eğer fotoğraf kelimesinden sahip olduğum  fotoğraf makinesinin  denklanşörüne basmam kastediliyorsa söyleyeceğim tarih başka, ama fotoğraf kelimesinden "Fotoğraf"ın duygu ve düşünceleri anlatmak için teknolojik bir araç olması kastediliyorsa söyleyeceğim tarih başka olacaktır.” 

 

Yazının devamını okumak için tıklayın...

 

 

Fotoğrafçılığınızı daha ileri seviyelere taşımak için neler yaptınız?

 

Daha iyisini yapmanın birinci şartı mükemmel olmamaktır.  Ulaşılacak son nokta mükemmellik olduğuna göre, mükemmeller ileri gidemez.

 

 

Sizi ilk heyecanlandıran fotoğrafınızı hatırlıyor musunuz? Aynı fotoğrafa bugün baktığınızda duygularınızda bir farklılık var mı?

 

Hatırlamıyorum. Sadece kendimin değil, tüm fotoğraflara baktığımda (hatta tüm sanat eserlerine baktığımda) her defasında farklı duygular yaşarım. Çünkü ben her an farklı duyguların etkisi altındayım. Zaten onları benleştiren de, benim farklı duygularıma cevap verebiliyor olmaları değil mi? İyi işlerse ben her baktığımda farklı heyecan duymalıyım.

 

 

Fotoğrafın sizi en fazla büyüleyen yanı nedir?

 

Fotoğrafın değil sadece… Sanatın büyüleyici yanı göreceli olmasıdır. Herkese göre farklı bir duygu, her anımda farklı bir yorum. Mona Liza"ya iki sene önce baktığımda farklı, geçenlerde baktığımda farklı öykü gördüm. Sonra anladım ki o öykü Da Vinci"nin değil benim. Ozaman Mona Liza"da benim oldu.İnsan kendi tablosuna kötü diyebilir mi?

 

 

Fotopya ayın fotoğrafları seçimini bu ay siz yaptınız, bu seçimde keyif aldığınız ve zorlandığınız yerleri bizimle paylasabilir misiniz?

 

Sevgili Akın bana seçimi bilgisayar teknolojisi ile yaptırdı. Halbuki ben diğer benim yaşımdakiler gibi bu teknolojiyi kullanmakta zorlanıyorum.Zorlandığım ikinci şey de fotoğraflardan iki tanesini Adana"dan tanıyordum.Elemeli mi, yoksa değerini vermeli mi ikileminde kaldım. Hep değerini vermekten yanayım ama, bu camiada yarışma için çok adam dövüyorlar, serde dayak yeme de var yani…

 

Sonuçlar belli olunca bir çok yeni ismi tanımak da çok zevkliydi.

 

 

Fotoğrafçılık dünyasında ilginizi çeken özel bir alan var mı, bu doğrultuda planlı bir çalışma düzeni içinde misiniz?

 

“Fotoğraf”ı teknik farklılıklara göre katagorize etmek yanlış gibi… Ama Fotoğraf makinesi ile görüntü elde etme işiyle, düşüncelerini görüntülerle anlatma işi hızla bir birinden ayrılıyor.

 

Ben birinciyi hobi olarak, ikinciyi de bir şeyleri değiştirmek için yapmaya çalışıyorum.

 

 

Bu alanla ilgili olarak bir idolünüz, izlediğiniz bir ekol var mı? Fotoğraflarınızda olan ve “evet, ben bunu bu fotoğrafçıdan ya da çalışmalardan aldım” diyebileceğiniz özelliğiniz var mı? Varsa bunu bizlerle paylaşabilir misiniz?

 

Bir dönem çok yarışmaya katıldım. Çok ödül aldığım o dönem hep birilerinin istediğini yapmak, ben yerine birileri olmakla geçti. 1998"den sonra benim için yeni bir dönem başladı ve o zamandan beri hep ben olmaya ve içimdeki beni daha büyütmeye çalışıyorum. 1998 DEN ÖNCEKİ HİÇBİR FOTOĞRAFIMI DA ARTIK GÖSTERMİYORUM.

 

 

Bütün bunlar için daha çok kullanmayı seçtiğiniz bir tarz ya da ekipman var mıdır?

 

“Fotoğraf” fotoğraf makinesi ile çekilmez. Akıl ve bilgi birikimi ile çekilir.Ben konserve kutusuyla “fotoğraf” yapan zeki insanlar da tanıyorum, yarışma da kazanamamasının suçunu fotoğraf makinesinde bulup, onu açık artırmayla satmaya çalışan geri zekalılar da… Üstelik camiada bu ikisi için bir seçim yapılsa, ellerin nasıl kalkacağından çok emin değilim. 

 

 

Fotoğrafçılığın size yaşattıkları ve hayatınıza kazandırdıkları arasında sizin için en önemli olan şey nedir? Fotoğraf, sizin için hangi duygu ve anlamlarla yüklü?

 

Küpün bir tarafından bakınca, öbür tarafını göremezsin. Peki sen görmüyorsun diye küpün öbür tarafı yok mudur? Öbür tarafı keşfedebilmek için önce olma ihtimalini düşünebilmelisin.

 

İşte fotoğrafın bana kazandırdığı bu…


<br/>

 

Fotoğraf çekerken, kendinizi bir dünyayı fotoğraf karelerine kendi tarzı ile taşımaya çalışan bir belgeselci gibi mi yoksa yabancı bir alemdeki araştırmacı gibi mi hissediyorsunuz?

 

İkisi de değil… Kendimi anlatan bir öykücü gibi görüyorum.

 


<br/>

 

Vizörünüzden bakarken ruh aleminiz ya da kişiliğinizde bir değişiklik hissediyor musunuz? Bu duyguyu biraz tanımlar mısınız?

 

“Fotoğraf”ın kokusunu aldığımda eroinman gibi olurum. Kimse beni oradan alamaz.

 

 

Görmek nedir? Görmek ve göstermek arasında sizce bir açı farkı var mıdır? Varsa eğer sizce bunun nedenlerini nasıl sıralarsınız?

 

Görmek için ışığa ihtiyaç vardır. Işık yoksa göremezsin. Gösterebilmek için ise bilgiye ihtiyaç vardır. Bilmediğin bir şeyi nasıl göstereceksin. Sadece gösterdiğinizi sanırsınız. Gösterebildiyseniz eğer o zaman siz ışık oldunuz demektir.

 

Ancak ışığı yansıtan şeyler görülebilir.

 

 

Sizce fotoğrafçı için “Yaratıcı olmak” ne demektir? Siz bu yolda nelerden ilham alıyorsunuz?

 

Düşünen anlar… Ve ancak anlayan yaratır. Bir insanda gizli kalmış bir hastalığı keşfedip tedavi ettim mi, bir nevi yaratıcı olduğumu düşünürüm. Fotoğrafta bundan başka bir şey değil… Yani zor bir şey… Biraz da acı verir.

 


<br/>

 

Peki bir fotoğrafçı özgünlüğü nasıl yakalar?

 

Ben insanın bilgiden oluştuğunu düşünüyorum. Ne kadar bilgi o kadar insan… Veya ne kadar bilgi o kadar Ben… “Fotoğraf”ımda da ne kadar “Ben” varsa, o kadar bana aittir. Özgün olmak bu zaten.

 

 

Tecrübelerinize dayanarak, bir fotoğrafın iyi olabilmesi için eksik olmaması gereken unsurlar nelerdir?

 

Ben öğrencilerime, “Bana gezdiğiniz yerlerin değil, düşündüğünüz şeylerin fotoğrafını getirin” diyorum.

 


<br/>

 

Sizi en çok etkileyen fotoğraflardan birini bizle paylaşır mısınız?

 

Pulitzer Ödüllü Nick Ut"un bir fotoğrafı var…

 

Hani şu  nepalm bombası atılmış, biri çıplak bir kız olmak üzere kaçan beş çocuk var ya. Fotoğraf, bakınca çocukların yalnız olduğunu, yakınlarını kaybettiğini düşündürüyor. Çıplak kız da sanki yanmış!.. Beni en çok etkileyen fotoğraf bu değil ama.

 


<br/>
(Nick Ut’un karesi kroplanmadan

 

 


<br/>
(Aynı kare kroplandıktan sonra ün kazandı.Pulitzer aldı)

 

Bize gösterilen bu fotoğrafın hemen sonrasında çekilmiş bir fotoğraf daha var.

 

Yine aynı yerde ve aynı anda... Bu kez fotoğrafı Corbis ajansından Bettmann çekmiş…

 


<br/>
(Aynı anda Bettmann’ın çektiği fotoğraf)

 

Bu fotoğrafa bakınca çocukların yalnız olmadığını, çok sayıda uluslar arası gazetecinin, belki de çocukların ailesinin orada olduğunu görüyorsunuz. İşte o fotoğraftan çok etkilendim. Çünkü o fotoğrafa bakınca ABD’nin bir sürü gazeteci önünde nepalm atamayacağını, dolayısıyla o çocukların yanmış olamayacaklarını anladım. Zaten o çıplak kızın Amerikan vatandaşı olduktan sonra çekilmiş fotoğraflarından da hiçbir yanığı olmadığını anladım.

 


<br/>
(Çıplak kaçan kız…Kim PHUC)

 

Nick Ut’unki kadar bilinmeyen bu ikinci fotoğraf, benim fotoğrafik çizgimi değiştirdi. Fotoğraf’ın tek bir doğruyu söylediğini anladım. Sadece fotoğrafçının doğrusunu...

 

 

“Fotoğraf maceranızda sizde en fazla iz bırakan deneyiminizi bizlerle paylaşabilir misiniz. Komik, korkutucu, tedirgin edici ya da duygulandırıcı anılardan hangisi sizde önde?

Son zamanlarda beni en çok korkutan şey düşünmeden el kaldırılıp, rahatlıkla evet denilmesi… Veya hayır.

 

 

Sizi fotoğraftan neler uzaklaştırabilir? Böyle bir uzaklaşma yaşadıysanız eğer nedenleri bizlerle paylaşabilir misiniz?

 

Dünyada hiç kimse fotoğraftan uzak duramaz. Şöyle bir düşünün her yer, her şey fotoğraf. Kim ben fotoğraftan uzak duracağım diyebilir ki… Sadece kişi veya mekanlardan uzak durabilirsiniz. Onlar fotoğrafla ilgili olsa bile durabilirsiniz.

 

 

Fotoğraf çekmeyi en çok sevdiğiniz ve en çok hayal kırıklığı yaşadığınız bölgeler neresidir?

 

Adana ve Adana… Aslında ben bir Adana fotoğrafçısıyım.

 

 

Türkiye"de fotoğrafçı olmanın ülkeye özgü sorunları sizce nelerdir? Kurumların bu sorunları çözmede katkısı yeterli midir?

 

Ülkemizde her “fotoğraf çeker”, “FOTOĞRAFÇI” ZANNEDİLİYOR. Ama zannedenler de haklı. Adam sergi bile açıyor.


<br/>

 

Kurumlaşma Türkiye’de fotoğraf sanatı için ne ifade ediyor? Eğitim, sivil toplum örgütleri ve federasyonlar burada nasıl bir yerde?

 

“Fotoğraf” eğitimi bir sanat eğitimidir aynı zamanda. Sanat Tarihi, semiyoloji, Felsefe ve benzeri şeyleri içerir.Bazen bir tek fotoğraf konuşulmadan da fotoğraf öğretilebilir.Eğitim olmadığında elde edilen şey “Fotoğraf” değil, sadece görüntüdür. Sivil veya resmi, federasyon veya değil, bu işlevi sağlamayan tüm oluşumlar, “Fotoğraf”ın değil, olsa olsa başka bir şeyin kurumlaşmasını sağlarlar. Her ne sağladılarsa, sağlayanlara, sağladıkları adına şapka çıkarırım.

 

 

Sergi planlarınız var mı? Bir sergi genel olarak nasıl olmalı ve sergiden genel beklentiniz nedir?

 

Hergün uyumadan önce yaptığım fotoğraflarla bir sergi hazırlıyorum. Uyuyup uyanınca rüya gibi geliyor. Ama insan her rüyasını da başkasıyla paylaşmaz ki… En son Fotopya Altın Portfoio olarak yayınlanan işlerimi İsviçre Münsingen"de açmıştım.

Sergimden çıkanların, anlattığım doğrultuda değişmesi beni mutlu eder.

 

Her meslekte, o mesleğin değerini düşüren kişiler ya da çalışmalar vardır. Sizce fotoğrafçılıkta bu kişiler neler yapmakta ve bu değere farkında olarak ya da olmadan nasıl zarar vermekteler?

 

Düşünülmeden yapılan her şey değer düşürür. Bu fotoğrafta olabilir, havaya kalkan el de…

 

 

Siyah Beyaz Fotoğrafçılık size ne ifade etmekte?

 

Siyah ve beyaz birlikte olursa güzel… Ne siyah tek başına, ne de beyaz…

 


<br/>

 

 

Dijital Manipulasyonu nasıl tanımlıyorsunuz ve hangi sınırlarda kullanılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Teknoloji ve sanat disiplinleri arasında nasıl bir ilişki var sizce?

 

Sanat sınır tanımaz… Düşünmekte öyle… Onlara sınır koymaya çalışanlar bence aptaldır. Bu sınırsızlık digital teknolojiden önce de vardı. Yani teknoloji ile sanat arasındaki ilişki sanıldığı kadar fazla değil.

 

 

Son olarak, fotoğraf ile ilgilenen ve ilgilenmek isteyenlere neler söylemek istersiniz?

 

Ben doktorum. 6 yıl tıp eğitimi alarak iyi bir doktor oldum. Ama yıllardır sanat eğitimi alıyorum, daha iyi bir “fotoğrafçı” olduğum şüpheli. Ama bir insanı iyi bir doktorluğun taşıyamadığı yere, kötü bir fotoğrafçılık taşıyabiliyor.

 

O halde “fotoğraf” la ilgilenenler sürekli bir eğitimi göze almalılar.

 

Haluk UYGUR’un seçtiği ayın fotoğraflarını görmek için tıklayınız…

 

Haluk UYGUR"un sitemizde yazdığı yazılarını okumak için tıklayınız…

 

Haluk UYGUR"un sizemizde yayınlanan Altın Portfolyolar sayfasını ziyaret etmek için tıklayınız…

 

 

        
 
YORUMLAR
  
 
Bu sitenin isim ve yayın hakları Fotopya Fotoğrafçılık Reklam Tur. Org. San. ve Tic. Ltd. Şirketine aittir. Sitedeki paylaşımların tüm hakları ve hukuki ve cezai sorumluluğu paylaşım sahiplerine aittir. Site tarafından hazırlanan yazı, röportaj ürün incelemesi vs tüm içeriğin her hakkı saklıdır. İzinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz. Bu sitedeki çalışmaların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre suçtur. İzinsiz kullanılarak, alıntı yapmak, yasal kovuşturma hakkı doğurur.