Merih AKOĞUL: Vazgeçin ya da sımsıkı sarılın!
  Fotopya

Fotopya Ayın Fotoğraflarını (Ağustos 2010) seçen Merih AKOĞUL ile keyifli bir söyleşi. Fotoğrafı bir yaşam biçimi olarak gören Merih AKOĞUL'un, fotoğraf severlere tavsiyesi şu: “Her konuda olduğu gibi, fotoğrafta da bu ikisinin ortası yoktur; ya silinir gider ya da tarihe kalırsın.”

Merih Akoğul kimdir dersek, kendinizi anlatabilir misiniz bize?

 

Fotoğraf, edebiyat (özellikle şiir) ve müziğin gücüne inanmış ve çevresini de hissettiklerinin varlığına inandırmaya çalışan bir ölümlü. Kültürün ve sanatın her toplumsal açmazı düzelteceğine inanan biri.

 


<br/>

 

Fotoğrafa ilgi duyduğunuzu ilk olarak ne zaman ve nasıl fark ettiniz?

 

Daha ilkokulda okuduğum şiirler, beni şiir yazmaya itiyordu. Bunun için bir fotoğraf makinesine gerek yoktu. Almanya"da yaşayan teyzelerimin, her yaz Türkiye"ye geldiklerinde ellerinde gördüğüm pocket makinelerle fotoğrafa sevdalandım. Onlardan ödünç aldığım makineyle kendimce sanatsal fotoğraflar çekiyordum; fotoğraflar da aylar sonra tabedilip posta ile gönderildiğinde sevinçten uçuyordum. Bazen altı-yedi ay süren bekleme sürelerindeki heyecanımı anlatamam.

 

 

Fotoğrafın sizi en fazla büyüleyen yanı nedir?

 

Başından beri anı yakalaması… Ama en önemlisi de güzel veya değişik olarak hissettiğim bir şeyi sonsuza kadar dondurarak saklaması. İçimde yarattığı arınma etkisi.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Fotoğrafçılığınızı daha ileri seviyelere taşımak için neler yaptınız?

 

Kitaplar okudum, sergilere gittim, okulunu okudum, hocalığını yaptım, üzerine yazdım, grup kurdum (Grup 9) ve çok çalıştım.

 

 

Sizi ilk heyecanlandıran fotoğrafınızı hatırlıyor musunuz?

 

Evet. Teyzemin Agfa marka pocket makinesi ile Suadiye"deki evimizden çektiğim, evin demir parmaklığını ön plana alarak arkasındaki çam ağacını çapraz olarak saptadığım renkli kare.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Aynı fotoğrafa bugün baktığınızda duygularınızda bir farlılık var mı?

 

Fotoğraf şu an nerede bilmiyorum ama bunu çektiğimde 12-13 yaşlarındaydım. Fotoğraf sıradan bir fotoğraf olabilir ama benim için mucize gibi bir şeydi. Düşününce heyecanlanıyorum. Elbette bugünkü fotoğraflarımla kıyaslanamaz bile.

 

 

Fotopya ayın fotoğrafları seçimini bu ay siz yaptınız, bu seçimde keyif aldığınız ve zorlandığınız yerleri bizimle paylaşabilir misiniz?

 

İşim bu, herhangi bir zorluk yaşamadım. Güzel, temiz fotoğraflar vardı. Evrende, gören gözler için fotoğrafların sırası aynıdır zaten. Yalnızca değerlendirmeyi yapan kişinin öncelikleri vardır. Hepsi bu. İyi fotoğrafları kendi eğilimlerimle birleştirdiğimde sıralama otomatik çıkıyor. Bazen fotoğraflar attıkları gol fazlasıyla, yani averajla öne çıkarlar. Keyifliydi.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Fotoğrafçılık dünyasında ilginizi çeken özel bir alan var mı, bu doğrultuda planlı bir çalışma düzeni içinde misiniz?

 

Çekim anlamında söylüyorsanız belgesel-an fotoğrafını diğer fotoğraf türlerine yeğliyorum. Ama belirli özenin olduğu, anlam katmanları güçlü, içerik-biçim dengesi sağlam fotoğrafları hangi tür ve kategoriye girerlerse girsinler keyifle kucaklarım. Bir projenin dahilindeyse çekimler, elbette bir programım vardır ama an fotoğrafında plan işlemez. Dilek, sezgi, tecrübe ve bilgi; benim için plan ve programdan daha önemlidir.

 

 

Bu alanla ilgili olarak bir idolünüz, izlediğiniz bir ekol var mı?

 

Eski-yeni bir çok ustam var. Başta, Şahin Kaygun ve Yılmaz Kaini bana en çok şeyi öğreten Türk fotoğrafçıları olmuşlardır. Ama fotoğraflarını keyifle izlediğim hem Türkiye"dan hem dünyadan fotoğrafçılar var. Bill Brandt, Edward Steichen, Eugene Smith, August Sander, Diane Arbus beni çok etkilemişlerdir.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Fotoğraflarınızda olan ve “evet, ben bunu bu fotoğrafçıdan ya da çalışmalardan aldım” diyebileceğiniz özelliğiniz var mı? Varsa bunu bizlerle paylaşabilir misiniz?

 

Yukarıda saydıklarımın da içinde olduğu kişilerden çok şey aldım. Zaten başkalarının iyi fotoğraflarından aldığım zevk, kendi çektiğim fotoğraflardan aldığım keyiften çok daha fazladır. Ama içinde gençlerin de bulunduğu Magnum fotoğrafçılarından bir bölümünü keyifle izliyorum.

 

 

Bütün bunlar için daha çok kullanmayı seçtiğiniz bir tarz ya da ekipman var mıdır?

 

Hayır. Her zaman en minimal olanı tercih ediyorum. Mesela İstanbul serimi bir Leica makine ve tek bir objektifle (28 mm) sürdürüyorum.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Fotoğrafçılığın size yaşattıkları ve hayatınıza kazandırdıkları arasında sizin için en önemli olan şey nedir?

 

Dostlarımın bir  çoğunu fotoğraf aracılığı ile tanıdım. Görüşüm ve sezgilerim fotoğraf sayesinde güçlenmiştir. Fotoğrafçılık yaşam biçimim olmuştur.

 

 

Fotoğraf, sizin için hangi duygu ve anlamlarla yüklü?

 

Geçen zaman ve varoluşun önemi… Bana zamanı yeniden ve değişik bir biçimde nasıl ele almam gerektiğini fotoğraf öğretti.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Fotoğraf çekerken, kendinizi bir dünyayı fotoğraf karelerine kendi tarzı ile taşımaya çalışan bir belgeselci gibi mi yoksa yabancı bir alemdeki araştırmacı gibi mi hissediyorsunuz?

 

Bir belgeselci gibi hissediyorum. Ben bir durum fotoğrafçısıyım. Hiç de yabancısı olmadığım bir âlemden getirmeye çalışırım fotoğraflarımı… Sıradan gözükeni fotoğrafa dönüştürmek hiç de kolay değildir. Ne atılan bir gol, ne çok güzel bir kadın, ne de gerçeküstücü bir kurgudur yaptığım. Ama zor da sayılmaz.

 

 

Vizörünüzden bakarken ruh aleminiz ya da kişiliğinizde bir değişiklik hissediyor musunuz? Bu duyguyu biraz tanımlar mısınız?

 

Elbette. Fotoğraf çekerken kendimi çok ayrıcalıklı hissederim. İki farklı evreni birleştirmeye çalışan biri gibi. Bu işten büyük haz alır ve coşku duyarım.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Görmek nedir? Görmek ve göstermek arasında sizce bir açı farkı var mıdır? Varsa eğer sizce bunun nedenlerini nasıl sıralarsınız?

 

Görmek, bu dünyada varım ve imgeler dünyasında söz sahibiyim demektir. Görmeden hiçbir şeyi yakalayamaz, yakalayamayınca da gösteremezsiniz. O imgeyi, bilgi süzgecinden geçirirseniz ancak o görünür olur.

 

 

Sizce fotoğrafçı için “Yaratıcı olmak” ne demektir? Siz bu yolda nelerden ilham alıyorsunuz?

 

Yaratıcı olmak, görme koşullarının gerçekleştiği fiziksel ortamda, imgelerle nesneler arasında fotoğraf makinesi aracılığıyla kurulan özgün ilişkinin adıdır. Benim ilham kaynaklarım şiir, resim, sinema, müzik, opera ve elbette başka fotoğrafçıların çektiği fotoğraflardır.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Peki bir fotoğrafçı özgünlüğü nasıl yakalar?

 

Bu yakalanamaz. Çoğu fotoğrafçıda doğuştan vardır ve farklı şartlar altında ortaya çıkar.

Ama somut bir yanıt vermem gerekirse; “sanat tarihi bilgisi, güçlü sezgiler ve çalışarak” diyebilirim.

 

 

Tecrübelerinize dayanarak, bir fotoğrafın iyi olabilmesi için eksik olmaması gereken unsurlar nelerdir?

 

Başta ruh gelir. İyi fotoğrafların içine üflenmiş bir ruh vardır. Tüm iyi sanat yapıtlarının içinde bakanı farklı dünyalara götüren birçok özellik mevcuttur. Bunu öncelikle çektiğimiz fotoğraflardan çok, baktığımız fotoğraflarda aramalıyız.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Sizi en çok etkileyen fotoğraflardan birini bizle paylaşır mısınız?

 

Tek bir örnek söylemem mümkün değil. Meşhurlara göre daha az bilinen fotoğrafçıların, ağırlıklı olarak siyah alanları kullanan fotoğraflarıdır sevdiklerim. Bir de sıradışı insanların değişik portreleri beni çok ilgilendirir. En sevdiğim fotoğrafların büyük bir çoğunluğu siyah beyazdır.

 

 

Fotoğraf maceranızda sizde en fazla iz bırakan deneyiminizi bizlerle paylaşabilir misiniz?

 

Böyle bir sorunun yanıtını hiç düşünmedim ama İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi"nin Fotoğraf Bölümü"ne girişim ve orada geçirdiğim günler ilginçti. Ama hayatımın dönüm noktası olarak Şahin Kaygun"u tanıyıp, onunla olan dostluğumuzu söyleyebilirim.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Komik, korkutucu, tedirgin edici ya da duygulandırıcı anılardan hangisi sizde önde?

 

Komediyi sevmediğim halde, tuhaf biçimde komik anılar bende daha önde gider. Oysa hep tedirgin edeni gözler ve hafızamda tutmaya çalışırım.

 

 

Sizi fotoğraftan neler uzaklaştırabilir? Böyle bir uzaklaşma yaşadıysanız eğer nedenleri bizlerle paylaşabilir misiniz?

 

İnsanlar... Yani uğruna ürettiğim izleyiciler; hedef kitlem. Birini sever tümünü seversiniz; birinden sıkılır, sonra da tüm insanlıktan sıkılırsınız. Ben 29 yaşımda neredeyse tümüyle fotoğrafı bırakmıştım. İstanbul`dan


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Fotoğraf çekmeyi en çok sevdiğiniz ve en çok hayal kırıklığı yaşadığınız bölgeler neresidir?

 

Şehir. Büyük şehirler: Yani hem hayal kırıklıklarının hem de büyük coşkuların yaşandığı yerler. Ben de sahaya herkes gibi yenilmemek için çıkıyorum. Bunu önceden kestirmeniz zor. Kafamdaki fotoğrafların tesadüflerle buluştuğu yerlerde deklanşöre basıyorum. Kesin adres veremem ama suya kıyısı olan yerlerde her zaman daha çok hareket ve dolayısıyla da fotoğraf olur.

 

 

Türkiye"de fotoğrafçı olmanın ülkeye özgü sorunları sizce nelerdir? Kurumların bu sorunları çözmede katkısı yeterli midir?

 

Bence bu sorunlar dünyanın her yerinde %90 benzer özellikler taşıyor ama özel durumlarda, özel yerlere gidiyorsanız durum başka. Bakın batıda insanlı fotoğraflar, doğuya göre daha az. Fotoğraf bireysel bir sanattır. Kurum katkısı, bilgilendirme, harekete geçirme ve değerlendirmede olabilir ancak.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Kurumlaşma Türkiye’de fotoğraf sanatı için ne ifade ediyor? Eğitim, sivil toplum örgütleri ve federasyonlar burada nasıl bir yerde?

 

Kurumlar fotoğrafın oluşumu sırasında bir şey yapamazlar. Ama düzenledikleri etkinliklerden fotoğrafçı haklarının korunmasına kadar geniş bir alanda etkili çözümler üretebilirler. Fotoğrafı geniş kitlelere sevdirebilir ve fotoğraf bilincini aşılayabilirler. Fotoğrafı yaygınlaştırırlar diyemeyeceğim, zaten herkes eline bir makine aldı ve sanırım fotoğraf makinesi sayısı, fotoğrafçı sayısını aşmaya doğru gidiyor. Fotoğraf kurum ve kuruluşları fotoğraf bilincini versinler, yeter.

 

 

Sergi planlarınız var mı? Bir sergi genel olarak nasıl olmalı ve sergiden genel beklentiniz nedir?

 

Sergi ve kitap planlarım her zaman var. Siz sponsordan haber verin! Benim sergi beklentilerim de diğer sergi açan fotoğrafçılarla aynı: Gelin, beğenin ve satın alın!

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Her meslekte, o mesleğin değerini düşüren kişiler ya da çalışmalar vardır. Sizce fotoğrafçılıkta bu kişiler neler yapmakta ve bu değere farkında olarak ya da olmadan nasıl zarar vermekteler?

 

Hem de oldukça var. Bu kişiler fotoğrafın ruhunu kavramamış -ve asla da kavrayamayacak-  ellerinde gelişmiş makineler, bilgisayarlarında kopya fotoğraf işleme programları, başkalarının yaptığı işlere bakarak içeriği olmayan, kof taklitler ve tarihe asla kalmayacak işler üreten insanlar. Bunlar kendileriyle kalsalar önemli değil, arkalarından gelen enayi bir kitleyi de internet üzerinden kandırıyorlar. Bugün hiç kimsenin gizlisi saklısı kalmadı. Herkes herkese ne yaptığını gösteriyor. Bu bir mecra olarak sergilerin de değerini düşürüyor.

 

 

Siyah Beyaz Fotoğrafçılık size ne ifade etmekte?

 

Fotoğrafın başlangıcı, görselliğin tarihi; bugünkü çarpıcı röportaj fotoğraflarının da belkemiği. “Başarmak” ve “Geçen Yaz Viyana”da projelerimi hep siyah beyaz olarak yaptım. Hiç pişman değilim. Ama baktınız fotoğraf renkli olarak iş yapmıyor; siyah beyaza çevirdiniz; oldu. Buna yokum. Baştan sistemli olarak nasıl çekileceğine karar verilmesi gerekiyor.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Dijital Manipulasyonu nasıl tanımlıyorsunuz ve hangi sınırlarda kullanılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

 

İçeriğin kadırabileceği kadar biçim çok önemli. Bu araçlar insanlar için birer nimettir ve hakettiğinden fazladır bana göre. Dijital manuplasyon doğru kullanıldığı sürece bir problem yok. Gerçeküstücü ya da fantastik bir fotoğraf daha fazla müdahale Isterken, belgesel bir fotoğrafın hafif tonlarının canlandırılması dışında bir şeye ihtiyacı olmayabilir.

 

Bir arkadaşımın bu tip konular açıldığında söylediğini bende burada yineleyeceğim: “Dozunda!”

 

 

Teknoloji ve sanat disiplinleri arasında nasıl bir ilişki var sizce?

 

Özellikle günümüzde, önemi giderek artan çok önemli bir bağlantı var. Bizim kuşak, optik hesaplarla, fizikle, kimyayla; film yıkayarak, karanlık odada fotoğraf basarak ve bir sürü matematik hesabı yaparak geldi bu günlere. O zamanın daha ilkel teknolojisi de olsa, fotoğrafçılar teknolojiyi hep kullanmışlardır. Çükü fotoğraf (sanatı) en büyük gelişmeleri fotoğraf konusunda yapılan teknolojik icatlarla sağlamış; bunların akımlarla ve sanat anlayışlarıyla kesişmeleriyle bugünkü noktaya gelmiştir.

 

 


<br/>
F: Merih AKOĞUL

 

 

Son olarak, fotoğraf ile ilgilenen ve ilgilenmek isteyenlere neler söylemek istersiniz?

 

Zaman varken vazgeçin ya da bilgi, birikim, kültür, istek, çalışma ile sımsıkı sarılın. Her konuda olduğu gibi, fotoğrafta da bu ikisinin ortası yoktur. Ya silinir gider, ya da tarihe kalırsın.

 

Merih Akoğul

Fotopya / Ekim 2010

 

 

 

Merih AKOĞUL özgeçmişi ve Altın Portfolyo sayfasını ziyaret etmek için tıklayın...

Merih AKOĞUL kişisel web sayfasına gitmek için tıklayın...

 

 

 

        
 
YORUMLAR
  
 
Bu sitenin isim ve yayın hakları Fotopya Fotoğrafçılık Reklam Tur. Org. San. ve Tic. Ltd. Şirketine aittir. Sitedeki paylaşımların tüm hakları ve hukuki ve cezai sorumluluğu paylaşım sahiplerine aittir. Site tarafından hazırlanan yazı, röportaj ürün incelemesi vs tüm içeriğin her hakkı saklıdır. İzinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz. Bu sitedeki çalışmaların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre suçtur. İzinsiz kullanılarak, alıntı yapmak, yasal kovuşturma hakkı doğurur.