Bir nesnenin görülebilmesi için ya kendisinin bir ışık kaynağı olması gerekir, ya da üzerine düşen ışığı yansıtması gerekir. Kendiliğinden ışık yayan cisimlere ışık kaynağı denir. Işık yaymayan cisimler karanlık cisimlerdir ki, bunlar bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıttıkları için görülürler. Işık kaynağı olmayan cisimler, özelliklerine göre, kendi üzerlerine düşen ışığın bir bölümünü az ya da çok yansıtırlar. Çevremizdeki cisimleri görmemize ve renkleri ayırt etmemize yarayan ışık, doğada rastlanılan elektromanyetik dalga şekillerinden biridir. Tüm bu dalga şekilleri, iletici bir maddeye gereksinim duymadan boşluktan geçebilirler. |
|

|
Işık kaynaklarını "doğal ışık kaynakları" ve "yapay ışık kaynakları" olarak ikiye ayırabiliriz. Doğal ışık kaynakları güneş, ay (dolaylı olarak yine güneş!) ve yıldızlardır. Yapay ışık kaynaklarını ise flaş, ev ampulü (tungsten ampul), floresan ampulü, civa buharlı ampul, ateş ve mum olarak sıralayabiliriz.
Işığın Özellikleri
Işık, kaynağına ve yönüne göre farklılıklar gösterir. Işığın dört temel özelliği vardır:
a) Parlaklık: Işığın şiddetinin (yoğunluğunun) bir ölçüsüdür. Pozometre (ışıkölçer) ile ölçülen bir büyüklüktür. Konu ile ışık arasındaki uzaklık, ışığın şiddetini, yani parlaklığı belirler. Aydınlanmanın şiddeti, konu ile ışık kaynağı arasındaki uzaklığın karesi ile ters orantılı olarak değişir.
b) Yön: Işığın yönü, fotoğrafçının en kolay ve etkili olarak kullanabileceği özelliğidir. Işığın yönü, oluşan gölgenin pozisyonunu ve yoğunluğunu belirler. Temel olarak 6 yönden söz edilebilir... |
|

|
1- Cephe ışığı: Cismin önden aydınlatılması durumudur. Düz ve yassı olma duygusu verdiği için, yani yalnızca iki boyutluluk duygusu verdiği için, pek fotografik bir ışık sayılmaz. "Çekim yaparken güneşi arkaya almak" ve "direkt flaş kullanmak" en tipik cephe aydınlatmalarıdır ve "sıradan" olma duygusu verirler. |
|

|
2- Yarı cephe ışığı: Cismin hem önden hem de yandan ışık alabildiği, yani yaklaşık 45olik bir açıyla aydınlandığı durumdur. Çok fotografik olmamakla birlikte, mimari ve toplu insan çekimleri için en uygun ışıktır.
|
|

|
3- Yanal ışık: Işık kaynağının, konuyu sağ ya da sol yanından aydınlatması durumudur. Üçüncü boyutu ortaya çıkardığı için en fotografik aydınlatma türü olduğu söylenebilir.
|
|

|
4- Ters ışık: Işık kaynağının konunun arkasında olma durumudur. Diğer aydınlatma durumlarına göre en kontrast etkiyi verir. Renkli fotoğraf için, kullanımı oldukça zordur, fakat iyi kullanıldığında çok etkili sonuçlar verir. Doğru ışık ölçümü yapmak zordur ve konunun tamamen siluete dönüşme riski vardır, fakat doğru kullanıldığında etkili bir derinlik duygusu verir. Öte yandan, bazı konular için (örneğin portre) kullanılması önerilmez.
|
|

|
5- Tepe ışığı: Işık kaynağının konunun üstünde bulunması durumudur. En az fotografik olan ışıktır. Çok sert ve kısa gölgeler oluşturduğundan ve düşey yüzeyleri yeterince aydınlatamadığından, sonuçları hiç etkileyici değildir. "Öğle güneşi" ve "tavan ampulü" en tipik tepe ışığı türleridir ve zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır.
|
|

|
6- Alttan gelen ışık: Doğada bulunmayan bir aydınlatma şeklidir. Yapay ışık kaynaklarıyla sağlanabilen bu tür ışık, korku filmlerinin vazgeçilmez aydınlatma biçimidir. İyi kullanılması zordur ve konunun algılanmasını zorlaştırıcı bir etki yaratır. |
c) Renk:
Renkli fotoğrafçılık için ışığın rengi çok önemli bir faktördür. Çünkü insan gözünün toleransı nedeniyle beyaz olarak algıladığımız pek çok ışık kaynağı, aslında beyaz renkte değildir ve film tarafından gerçek renklerinde algılanırlar. Örneğin ev ampulü ve floresan ampulü, insan gözü tarafından beyaz ışık kaynakları olarak algılanırken, fotoğraf filmi ev ampulünü turuncuya, floresan ampulünü ise yeşile kayan renklerde kaydeder. Bu durum, farklı ışık kaynaklarının farklı renk sıcaklıklarına sahip olmalarından kaynaklanır.
|
|
 Işığın yönü ve rengiyle ortaya çıkan bir günbatımı fotoğrafı.
|
d) Kontrast:
Işık kaynağından çıkan ışınların konu üzerinde yarattığı en açık ve en koyu noktalar arasındaki yoğunluk farkıdır. Işık kaynağının noktasal olması, konuya uzak olması ve direkt gelmesi, kontrastı arttırıcı etkilerdir. Işık kaynağının geniş bir yüzey olması, konuya yakın olması ve endirekt olması (yansıyarak gelmesi) ise düşük kontrast etkisi yaratır. Açık bir havada güneş ya da direkt flaş ışığı yüksek kontrast (sert etki) yaratırlar. Oysa bulutlu bir havada, bütün gökyüzü geniş bir aydınlatma kaynağı gibi görev yapacağından düşük kontrast (yumuşak etki) oluşur. Benzer şekilde, flaş ışığının tavan ya da duvardan yansıtılması da kontrastı düşürücü bir etki sağlar. Kontrastın, temelde iki nedeni vardır:
1) Konu kontrastı: Konunun sahip olduğu form ve renk tonlarının karşıtlığı ya da uyumuna bağlıdır. Örneğin bayrağımız, bir penguen, bir panda ya da bir palyoço yüksek kontrastlı konulardır. Oysa siyah bir paspasın üstünde uyuyan gri bir kedi, karda yürüyen bir kutup ayısı ya da bir deniz anasının konu kontrastı düşüktür. Konu kontrastı, ortam ışığına bağlı değildir.
2) Aydınlatma kontrastı: Işığın şiddetine, yönüne ve formuna bağlı olarak farklılık gösteren sertlik durumudur. Ortamdaki ışığın (ve gölgenin) sert ya da yumuşak olması durumudur. Konuya bağlı değildir.
|
|
 Düşük aydınlatma kontrastı
|
Bu iki kontrast durumu bir araya geldiklerinde çok farklı sertlik ya da yumuşaklıklarda sonuçlar yaratırlar. Örneğin hem konu kontrastı, hem de aydınlatma kontrastı yüksek olursa, çok sert bir etki ortaya çıkar. Tersi bir durum da çok “baygın” fotoğraflara neden olur. İyi bir fotoğrafçının, konu ile aydınlatma şekli arasında bir denge kurması gerekmektedir. Aydınlatma kontrastı, mevsim ve saatlere bağlı olarak büyük değişimlere uğrar. Dolayısıyla, doğal ışık kullanan fotoğrafçıların bu ışık değişimlerinden yararlanmak için iyi bir planlama yapmaları gerekir. Eğer yapay ışık kullanılacaksa, o zaman da ışık kaynağı ve aksesuarları iyi tanıyan ve istediği etkiyi yaratan fotoğrafçı başarılı olacaktır.
|
|
 Yüksek aydınlatma kontrastı
|
Her konunun farklı kontrast gereksinimi vardır. Çok düşük ve çok yüksek kontrast değerleri, gözü rahatsız edeceği için zaten istenmez. Ama bir manzara fotoğrafının nispeten yüksek kontrast ihtiyacı varken, bir portre fotoğrafında nispeten düşük kontrast istendiği söylenebilir.
Işığın Formları
1) Doğrudan (direkt) ışık: Işığın, kaynağından çıktıktan sonra hiç bir engelle karşılaşmadan konu üzerine geldiği formdur. Bu tür ışık, yüksek kontrast ve parlaklık yaratır. Sert gölgeler oluşturur.
2) Yansıyan (endirekt) ışık: Işığın, kaynağından çıktıktan sonra, doğal ya da yapay yollarla yansıyarak konu üzerine geldiği formdur. Bu tür ışık, konu üzerinde daha yumuşak (düşük kontrastlı) bir etki yaratır.
3) Yaygın (difüz) ışık: Işığın belli bir süzgeçten geçirilerek, konunun üzerine yansıtıldığı bir formdur. Genellikle, stüdyo fotoğrafçılığında paraflaşların önüne konan çeşitli yumuşatıcı malzemeler ile gerçekleştirilir. Doğada ise tüm gökyüzünün bulutlarla kaplı olduğunda ortaya çıkan aydınlatma durumudur. Yumuşak bir aydınlatma sağlar.
|
|

|
Işığın Fonksiyonları 1) Konuyu aydınlatır. 2) Hacim ve derinliği yaratır. 3) Fotoğrafın atmosferini oluşturur. 4) Aydınlık ve karanlık yoluyla desenler oluşturur. |
|