Ama kafam mı çalışmıyor, yoksa gözüm mü görmüyor bilmiyorum, bu filmde bir türlü 3. boyutu algılayamamış ve üzülmüştüm…
“Allahım!.. Ben niye başkalarına göre eksiğim?”
Biri bizi mi yelliyor?
Eşim bile hayret etmişti benim filmdeki 3. boyutu göremediğime…
“Nasıl göremiyorsun? Kelebek sana doğru geliyor işte… Elini uzatsan yakalayacaksın!”
Ben ise elimi sallamıştım, belki bir kelebek yakalarım diye, ama her defasında havayı yellemekten başka bir şey yapamamıştım. O zaman da içime bir kurt düşmüştü…
“Acaba 3 boyutlu film diye, biri bizi mi yelliyor?”
Oxford vardı da okumadık mı?
Ben üç boyut denilince bir hacim anladım her zaman. Eni, boyu ve derinliği olan bir hacim… Biliyorsunuz bilim de hacmi, bir nesnenin uzayda kapladığı yer olarak tarif eder ve matematiksel olarak 3 boyutun (En, boy, derinlik) çarpımıyla anlatır. Peki, o zaman 2 boyutlu, yani sadece eni ve boyu olan bir perdede ben nasıl olur da hacmi görebilirim? Yoksa ünlü yönetmen Cameron göstermiş de ben mi görmemişim? Oxford vardı da okumadık mı?
Eğer Cameron göstermiş de ben görmemişsem, nasıl oluyor da uzayda yer kaplayan o nesnelerin arasına giremiyorum? Ne oluyor da elimi salladığımda kelebeğe değmiyor?
Koltuğumun yerini değiştirirsem, başka açıya ulaşabilir miyim?
Halbuki uzayda ben yerimi değiştirerek nesneleri her defasında farklı açıdan görebilirim. Hatta arkasına geçerek öbür yüzü hakkında da fikir sahibi olabilirim. Peki Avatar"ı seyrederken koltuğumun yerini değiştirsem başka bir görüntü açısına ulaşabilir miyim? Seks ve Zen"in başrol oyuncusu seksi Vonnie Liu nun kalçasının arkasında kalan (ve rejisörün güzel bulmayıp, izleyiciye göstermediği) lekeyi görebilmek için öbür tarafa(?) geçebilir miyim?
Cevaplar hep “hayır”…
Cevaplar hayırsa eğer, bu nasıl 3. boyut?
Yönetmenin gösterdiğini görmek
İzleyici olarak ben yerimi değiştirerek, bakış açımı değiştiremiyorsam eğer, sadece yönetmenin gösterdiğini görmek zorundaysam, nasıl bir derinlik kavramı var bize gösterilen 3 boyutlu (!) sanat eserinde? (Yoksa parantez içindeki ünlemi “3 boyutlu” ifadesinden sonra değil de “sanat eseri” ifadesinden sonra mı kullanmalıyım?)
Acaba yapılan şey iki boyuta yeni bir boyut eklemekten öte, bir illüzyon mu? Yani orada yapılan en ve boy"a derinliği de eklemek mi, yoksa sadece zaten eskiden beri yapılagelen sahte derinlik hissini biraz daha artırmak mı?
Ben rejisör göstermek istemedi diye, Vonnie"nin öbür kalçasını da göremiyorsam, 3. boyut nerede, bunu neresi gerçek?
Ne sıfat takacağız?
Görüyorsunuz bir sürü soru var aklımda… En önemli soru ise şu? Bu biraz da fotoğrafla ilgili olduğu için önemli…
Madem biz iki boyutlu bir yüzeyde asla hacmi algılayamayız, “Benim gösterdiklerim gerçeğin ta kendisidir” diyenlere hangi sıfatı yakıştıracağız?
Geçen günlerde fotoğraf derneklerinin birinin yayın organında, fotoğraf ve gerçeklik konusunda (zannederim benim gibi düşünenleri kastederek) “Fotoğraf yalan söyler diyenler, yalancıdır” gibi bir cümle yazmışlardı.
Bence de fotoğraf doğruyu söyler!... Ama sadece fotoğrafçının doğrusunu… Siz onun yaptığını güzel buldukça, onun doğrusu sizin doğrunuz haline de gelir.
Bak işte yine kafam karıştı…
“Allahım!.. Ben niye başkalarına göre eksiğim? Gerçeği bir türlü göremiyorum?”