Melih Sular / Gitmek Üzerine
  Melih Sular

Gitmek üzerine çok kez konuştum kendimle. Zaman içerisinde önüme çıkıp sonraları aniden kaybolan insanları kurguladım kendimce.

En çok aklımda kalanları ve kaybolanları tazelendirdim. Bazen elinde bavuluyla bir adam oldum. Ya da elinde şemsiyesi, yağmuruyla giden kadın… Sonuca ulaştığım konusunda hiçbir zaman emin olmasam da tatmin olduğum anlar da olmadı değil…

 

İşte bu yüzden kendimi araştırıyorum bu sıralar. Gitmelerimin dönüşü ise olur olmaz vakitlere denk geliyor. Detaylarımı en ince noktalarına kadar bulmaya çalışıyorum. Kendimi incelediğim anlarda garip renk yansımalarını ve onların ritminde yitirdiğim kaybolmuşlukları görüyorum.

 


<br/>
Bırakıp Gitmek, Melih Sular

Yolda yürürken, evde otururken, araba sürerken ve benzer birçok örneği ile açıkçası eylemi gerçekleştirdiğimiz anların içerisinde bulunan; sizin için olağan herhangi bir yerden farklı olmayan ancak geçseniz dahi hatırlayamadığınız  “Ben burayı ne zaman geçmiştim?’”, “Ne zaman yapmıştım?” gibi sorularla hatırlamaya çalıştığımız anları hatırlamaya çalışıyorum.

 

Evet, gitmek üzerine konuşuyorum şimdilik. Farkındaysanız gitmek eyleminin durumuna göre ve üstelik çok ağır bir olgu olmasından dolayı uzun cümleler kuruyorum. Sonraları gelmek üzerine de birkaç söyleyeceğim olabilir. Gitmelerin hiç bitmediği kendimi araştırırken; vardığım o yerlerden geri gelirken yanıma aldıklarım, kazandıklarımla beraber…

 

Evet, biliyorum kendime gezmelerimden edindiğim en önemli algılardan biriside, içeride bir yerlerimde ki yoğun çokluklar, anlatamadığım ve kelimelerini aksattırdığım olaylar ve kafamdaki dokuz tilki…

 

Bu adam gene neler zırvalamış, nereye gitmiş ya da nereden geliyor kelimelerini size dedirtmeden, kendimden beklediğim fotoğrafı daha önce görsel algımdan çalmış olan bilgisayarın renkli odasında yazısı ve şiiriyle tamamlayıp gözler önüne seriyorum.

 

           

 

Gitmem Diyenler Yalancıdırlar Tam O Saatte

 

Yıldırır miskin kokusuyla yaşamak sokağı
Kampanası tuzlu brandalarla iskele uçsuz viran

Simyaları telkin edilmiş boş kaldırım
Sıtmalı ifrit dilim, kırılır hayıflanan yağmura

Kaç kez kalkamamış sabah
Son kırım itleri ulutulmuş, unutulmuş sokakla

Kibir kısrağı son kıyıncın da
Külleri vazosunda kalmış direk lambasıysa

Altından üveyik bir mısra tütsülenir bulvara
Toprak kokan, topraktan kopan buğusuyla

Bu vapur kalkmaz diyenler değil
Asıl gitmem diyenler kırıcı
Ötekilerse tam o saatte yabancı ve yalancı

Yağmurdan sonra geliverir haberli ayrılık oysa
Erik çiçekleri beyazlı mayıstan kapıya
Gitmem Diyenler Yalancıdırlar işte tam o saatte


Israr etmek boşuna telkin değil
Açısı dar sırra kadem yollu yolculukla
Gitmem diyenler tam o saatte yabancı ve yalancı

kaytan kozasında kibirli melez bir muamma
menzil uzak, ayrılık melül bir melodram

Saçak altı şemsiyelerle giyinik dedikoducu ozan
Filikalar da fitneci yüzler, heveskâr gizler

Bu saatte bu vapur kalkmaz diyen şair
Tam o saatte yalancı
Ötekilerse yabancı

 

                                  

 

Bu şiiri yazdığım o gün kafamı ensemle beraber oturduğum sandalyenin hemen arkasında bulunan alabandaya dayamıştım. Geçmişe gömülmüş hatıralarım; uzak diyarların içinden çıkması zor olan merdivenle beraber, basamakların ayaklarımca kırılmasının çıtırtılarını duyarcasına, geçmişte yitip giden izler gibi yok oluyorlardı. Ben ise bunu hissetmiştim ki! Kendime gidip açıklamaya çalışıyordum…

 

Uzunca süre aynı mekânda kıpırdamadan durduktan sonra uyuşmanın başladığı dinç beynim,  bilemediğim kısmında; kendime açıklamaya çalıştığım izlerini bu şekilde canlandırmıştı… Gitmem Diyenler yalancıdırlar tam o saatte.

 

Gitmek üzerine uzunca bir roman yazmak istememe karşın içimdekileri kısa cümlelerle, çokluğu ise yazdığım harflerle birleştirerek bir ip gibi çizgileştirip yollara sermeme sebebiyet veriyordu. Bunun bana kazancı ise aşağıdaki kısa cümle olmuştu.

 

“Sana yazdığım harfleri birleştirip çizgi yapsam, Ne kadar uzak olsan gene sana gelirdi biliyorum”

 

Gidilen yer uzakta, Giden şahıs yolda, giden zaman geride kalmıştı. Dönmek yoktu.

Her şey gitmek üzerine kuruluydu. Anlatmaya çalıştığım; yaşananların, yaşadıklarınızın ya da yaşayacaklarımızın milyonda biriydi.

 

 

Sevgi ve saygılarımla
Melih SULAR

 

           

           

           

           

        
 
YORUMLAR
  
 
 
deneme tadında yazılar ve bunu destekleyen fotoğraf ilgi çekici ,bu işin sonu kısa film çalışmalarına gidecek gibi. selamlar.
  
  21.07.2011 22:31
 
poemelih


orhan abi tşk ederim tarım ve insanda buluşalım :) ben hazırım :)
  22.07.2011 00:45
 
çok özel bir yazı hocam ... Şiir fotoğraf ve yaşamın izleri............

saygılar ve selamlarımla....
  
  16.07.2011 14:14
 
poemelih


tşk ederim inceliginiz için
  17.07.2011 19:28
 
hulkimuradi

(Yeni Kullanıcı)

Sevgili Melih,
Yazını çok beğendim.Fotoğraf konuya anlam olarak çok uygun.Destekliyor.
Sevgiler
Hulki Muradi
  22.07.2011 11:37
 
poemelih


ABİ SESİNİ DUYMAK GÜZEL... Mersine yürek dolusu sevgiler. yakında geleceğim kısmet olursa çayını da içeceğim ...
  22.07.2011 13:20
Bu sitenin isim ve yayın hakları Fotopya Fotoğrafçılık Reklam Tur. Org. San. ve Tic. Ltd. Şirketine aittir. Sitedeki paylaşımların tüm hakları ve hukuki ve cezai sorumluluğu paylaşım sahiplerine aittir. Site tarafından hazırlanan yazı, röportaj ürün incelemesi vs tüm içeriğin her hakkı saklıdır. İzinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz. Bu sitedeki çalışmaların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre suçtur. İzinsiz kullanılarak, alıntı yapmak, yasal kovuşturma hakkı doğurur.