Haluk Uygur / Güzel Beni Niye Mutlu Eder?
  Haluk Uygur

"Hayatta canımızı sıkan
Hoş gelir resimde bize..." Goethe

Geçenlerde arabayla küçük bir köyün önünden geçiyordum. Gölün kenarına kurulmuş bir köydü bu…

 

O an ağaçların suya yansıyan yeşili ile mavi dans ediyor gibi gelmişti bana. Meleşen koyun yavrularının sesi, suyun kenarındaki güvercin beyazı evden yayılan radyonun namesine vokal yapıyordu. Kuzeyden tatlı sertesen rüzgarın uğuldaması da bu vokale eşlik ediyordu. Rüzgarın kaldırdığı samanların rengi ile yarışacak kadar alımlı saçlara sahip bir kız etrafta koşuştururken, huzur veren saf güzelliğini sanki tüm dünyaya ilan ediyordu.

 

Arabamı yola çektim… Köyü doyasıya izlemeye başladım…Dalmışım… İçime bir çoşku doldu, zevkten uçuyordum…

 

Haykırdım;

 “Ahh… Ne kadar güzel benim memleketim…”

 

***

 

Dalmışım dedim ya… Köyün yanında ne kadar zaman geçirdiğimi o yaşlı teyze bana hatırlattı;

 

“Oğlum bir saattir rüyada gezer gibi bize bakıyorsun…Hayrola?”

 

Acaba “Bir saat” diye söz gelişimi söylemişti. Yoksa gerçekten bir saattir orada mıydım? Yaşlı kadını o evin penceresinden bana bakarken görmemin üzerinden bu kadar çok zaman geçmiş miydi acaba? Bilmiyorum!

 

***

 

“Köyünüzün güzelliğine hayran oldum” dedim. “Şu suya bak!Sanki renkler dans ediyor!”

 

 “Şu bizim boklu su mu?”diye cevap verdi.

 

“Oğlum sen divane misin, nesin? İlerideki fabrikadan zehirli madde atıyorlarmış suya. Koyunlar içince hasta oldular. Onun için meleşip duruyorlar. Torunlara bir durup, bir tembih ediyorum. Aman sudan uzak durun diye. Radyo arada bir ölenleri söyleyip çalmaya devam ediyor.”

 

“Bir de aksilik rüzgar çıktı. Bizim buralarda buna Poyraz derler. Bir çıktı mı ne saman bırakır uçurmadık ne de ekin bırakır yatırmadık. Al başına belayı!”

 

***

 

Bu sırada sarı saçlı güzel kız geldi yanımıza… 12-13 yaşlarında bir şeydi. Belki de biraz daha büyük.

Sohbet konusu açmak için iltifat ettim ama sözümü bitiremedim;

 

“Böyle güzel bir yerde yaşamakla  Ne kadar şanslısın”

 

“Ne şansı? Keşke şehir de olabilsem… Burada ilkokulu bitirdim ama gerisi yok. Ömür boyu koyun pisliği temizleyip, rüzgarın dağıttıklarını mı toplayacağım?”

 

“Bu köy olmasaydı annemle babam da yaşayacaktı!”

 

Sorarak bakan gözlerime cevabı yaşlı kadın verdi;

“Torunumdur garibim. Babası balıkçılık yapardı gölde. Fakirlik ya, ağları çekecek yardımcıya para veremediği için karısını da yanına alırdı. Bir gün bu poyraz kayıklarını devirdi. Zavallılar ölüverdi işte. Göl yuttu onları…”

 

Birden bire, yeni gördüğüm bana çok güzel gelen bu yerin, buranın içinde yaşayanlar için bir kabus olabileceğini hissettim.

 

GÜZEL NEDİR ÖYLEYSE?

 

Dahil olduğum bir felsefe gurubunda sözüne güvendiğim bir arkadaşım “Bilgi mutluluk verir ve güzeldir.” demişti. Aksiyim ya ben de itiraz etmiştim “Bildiklerim bana mutsuzluk veriyor” diye.

 

O göl kenarındaki köyü seyrederken edindiğim tecrübe bana gösterdi ki, bu konu aslında tam bir “Tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan…” meselesi.

 

 

***

 

Şöyle ki;

İnsanın bilinci (ve buna bağlı olarak karar verme yetisi, iradesi) öğrendiği şeylerle oluşuyor. Daha önce sahip olmadığı bir bilgiyle karşılaşınca, ilk başta onu kendi bildiklerinden ayrı olarak saf nesnesiyle (sadece gördüğü, işittiği veya dokunduğu ile) algılıyor. (Örneğin benim ilk kez gördüğüm köy hakkında yaptığım yorumlara dikkat ediniz) .  Bu yeni rastladığışey için, daha önceki bilgilerine dayalı bir yargısı (Buna önyargı demek daha doğru. Çünkü eğer orayla ilgili daha önce başka bilgim olsaydı, bu köy için değerlendirme yapmama etkili olacaktı) olmadığı için de, kendine farklı gelen yeni bilgiyi güzel buluyor.

 

Ancak yeni edindiği bilgi, çok kısa bir süre sonra insanın değerlendirme (ve tabi ki kıyaslamalarında) etkili olmak üzere bilincine katılıyor. Artık bilinç kendisi için yeni olmayan, yani bilgisi dahilinde olan bu şeyi kendine ait bir irade (davranma bilinci) ile değerlendirmeye başlıyor.Bu değerlendirme beraberinde tüm keder ve ızdırapları da hatırlatıyor. Böylece eskiden haz aldığımız bir şeyden haz almamaya başlıyoruz.

 

***

 

Ünlü düşünür Schopenhauer benzer konuda  şunları yazmakta;

 

“Sözgelimi bütünüyle yabancı bir kasabanın görünümü çoğu kez yolcu üzerinde görülmedik şekilde hoşbir izlenim bırakır. Oysa söz konusu kasaba aynı etkiyi orada yaşayan kimseler üzerinde kesinlikle doğurmaz.(…)yolculuk etmenin zevki kısmen buna dayanır.”

 

“(…)bize keyif veren manzaradaki nesnelerin güzelliği, eğer bunlarla her zaman bilincinde olduğumuz ve öyle kaldığımız kişisel ilişkiler içinde olsaydık kaybolurdu”

 

“Hayat asla güzel değildir. Fakat sadece hayatın tabloları, yani sanat ve şiirin başkalaştıran aynasındaki tablolar, onu henüz tanımazken güzeldir”

 

Bu durumda naçizane, güzelin tanımlarından birini dahayapmaya çalışırsak eğer;

 

“ Daha önce farkında olmadığımız bir bilgiye ulaştığımızda aldığımız hazza yol açan şey” diyebilir miyiz acaba?

 

Sanat ve bilim insanlarının farklılıklar peşinde koşmasının sırrı bu olsa gerek…

 

“Yaratıcılık yeni şeyler düşünme, yenilik ise yeni şeyler yaratmakdır” diyerek yazımı bitirmek isterim.

 

  

Haluk UYGUR - 2011

 

        
 
YORUMLAR
  
 
 

Yazınızı ilgiyle okudum Haluk bey.Çok güzel ve yerinde değerlendirmeler yapmışsınız.
Bilginin ışık gibi olduğunu düşünüyorum.Olmadığı zaman nesneleri göremeyip yorum yapamıyoruz aslında.Ama biraz ışık düşünce alaca karanlığın romantizmi içinde gördüğümüz her şeyi güzel algılama eğilimindeyiz.Ama ışık artıp da nesneleri aydınlatmaya başlayınca bütün gerçeklik ortaya çıkıyor.Biz artık güzeli de çirkini de görüyoruz çünkü. Sanıyorum görmek ve bilmek arasın da müthiş bir benzerlik var. Birisin de aydınlatan ışık olurken diğerinde ise bilgi.Bu güzel yazı için teşekkür ederim.Sağlıcakla kalın.
  
  08.10.2011 19:46
  Sistem Mesajı: Bu mesaj sahibi tarafından silinmiştir
  
  08.10.2011 19:45
 
ilğile okudum ..
  
  16.08.2011 12:49
 
uzun zaman zaman oldu bu pencereden bakmadığım sanırım....söylemleriniz ve izlenimlerinizi beğendim. teşekkür ederim..
  
  06.08.2011 16:40
 
sürükleyici ve farklı bakış açısı ile yaratılmış yazı için tşk ederim.
  
  21.07.2011 13:20
 
gerçekten çok etkilendiğim bir yazıydı bu yazıyı okuduktan sonra bana bir şeyler kattığını hissetim tebrik ederim teşekkürler.
  
  21.07.2011 01:34
Bu sitenin isim ve yayın hakları Fotopya Fotoğrafçılık Reklam Tur. Org. San. ve Tic. Ltd. Şirketine aittir. Sitedeki paylaşımların tüm hakları ve hukuki ve cezai sorumluluğu paylaşım sahiplerine aittir. Site tarafından hazırlanan yazı, röportaj ürün incelemesi vs tüm içeriğin her hakkı saklıdır. İzinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz. Bu sitedeki çalışmaların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre suçtur. İzinsiz kullanılarak, alıntı yapmak, yasal kovuşturma hakkı doğurur.