Tarihi incelediğimizde tüm sanat akımlarının bilimsel gelişmelerle beraber ortaya çıktığı ve sanat akımlarını oluşturan felsefenin, o zamanki bilimsel bakışa da ışık tuttuğu görülüyor. Tabi ki bunun terside doğru. Bilimsel gelişmeler de sanatı etkileyebiliyor.
EİNSTEİN VE PİCASSO
Bu konuda çok örnek verebilirim ama ben Avignonlu Kadınlar"ın büyüsünden yola çıkarak, konuyu Picasso ile Einstein arasındaki felsefik ilişkiye getirmek istiyorum.
Picasso Avignonlu Kadınlar"ı 1907 de yapmış… O dönem Einstein muhtemelen izafiyet teorisi üzerinde çalışıyor ama dünyanın (tabi ki Picasso"nun) bunu bildiğini zannetmiyorum. Kübizmin kurucusu sayılan Braque da henüz böyle bir akımı doğuracak prensipleri ortaya atmamış. Ama 1907"de Avignonlu Kadınlar Picasso tarafından tam üç kez değiştirilerek yapılmış bile.
Avignon; Barcelona"da Picasso"nun da ziyaret ettiğini rahatlıkla söyleyebileceğimiz bir kırmızı fener sokağına verilen ad… Aslında Picasso bu tablosuna Avignon ismini kendi koymamış, arkadaşları biraz da Picasso ile dalga geçmek için takmışlar. Ancak tablodaki yer bire bir Avignon"daki genelevlerden biri değilse bile, genelevde çalışan kadınları anlatması nedeniyle bu isim cuk oturmuş.
İZAFİYET TEORİSİ VE KÜBİZM
Bildiğiniz gibi tabloda 5 tane çıplak kadın bulunmaktadır. Bunlardan sağdaki ikisinin Afrikalı olması da dikkati çeker. Sanatçı bu çıplak kadınların duruşunu, ama özellikle de bakışlarını kullanarak yaygın ahlak anlayışının dışında bir şeye dikkat çeker adeta.
Ben affınıza sığınarak, Picasso"nun bu eseriyle, sanat tarihinde ilk defa (Cezanne"ın denemeleri yok farzedilirse) yeni bir perspektif anlayışı ortaya koyarak, yeni bir felsefik görüşün başlamasının tetikçiliğini yapmış olduğunu iddia ediyorum. Ve acaba bu bakış açısı o güne kadar bilim dünyasında hakim olan, iki boyutlu Newton fiziğinin terk edilip, üç boyutlu izafiyet (veya uzay ) fiziğine geçişi sağlamış mıdır diye de düşünmeden edemiyorum. Yani bu bilimsel değişimle Atom çağının başlamasını kastediyorum.
NE ALAKA?
Şimdi hepinizin birden ne alaka dediğini duyar gibiyim… Belki de alakasız ama, kafam karışık işte… Siz de yazımı okumaya devam ederek bu karışıklığımı paylaşmama izin verdiniz zaten…
Tablodaki kadınların bakışlarına dikkat ederseniz (ve duruşlarına), ahlak kavramı gündeme getirildiğinde hemen akla gelen (kadınlara ait) cinsel ahlaksızlıktan, çok daha farklı bir ahlaksızlık dikkatinizi çekiyor.
AHLAKSIZ KİM?
Jonh Berger"in buradaki ahlaksızlığın kadınların çıplaklığından çok, kadın bedeninin bir et olarak, erkeklere pazarlanmasında olduğu görüşüne katılmamak mümkün değil. Yani Picasso açıkça ilk bakışta görünen öykünün altına, asıl ahlaksızların kadınlar olmayıp, onu pazarlayan ve pazarlanmasına göz yuman zihniyetin olması şeklinde başka bir öykü daha yerleştirmiş.
İkinci bir gerçeği… İkinci bir yargıyı… Belki de daha dikkatlice incelenir, eserin etrafında dolaşılırsa üçüncü, dördüncü gerçekler veya yargılar diye de devam edebilirsiniz.
KÜBİZMİN FELSEFESİ
Aynı olaya eşzamanlı olarak, farklı açılardan bakıldığında farklı yorumlara ulaşılabileceği felsefik bakışını, çizgilere dökerken “Bir küpün bir tarafından bakarsan, bazı yüzlerini göremezsin. Sen göremiyorsun (hatta görmek için çaba sarf etmiyorsun) diye öbür tarafları yok mudur” anlayışıyla, küpü açarak resmetmek tekniğini ilk kez Avignonlu Kadınlar"da görmemiz, bu resmi çok önemli kılmaktadır.
Acemice bir bakışın “yahu ben sağdan bakıyorum ama resimde ancak soldan bakınca görülebilecek bölgeler de görünüyor” şeklinde düşünmesine neden olabilecek yeni çizim anlayışının, aslında evrene yeni bir felsefik gözle bakmayı gösteren bir yeni teknik olması tabi ki önemli.
SORULAR? SORULAR? SORULAR?
Sen iki boyutlu bir düzlemde çalışıyorsun diye, evrenin üçüncü (hatta daha fazla) boyutunu yok saymaya hakkın var mı? Bir nesneyi anlamaya çalışırken, o nesnenin etrafında dönmeden (yani onu her açıdan incelemeden) anlamaya çalışırsan bir şeyler eksik kalmayacak mı? Veya gördüğün şey,( kütle aynı olsa bile) baktığın yere göre değişiyorsa eğer, acaba gerçek hangisi? soruları sadece sanatla uğraşanları değil, bilimle uğraşanları da meşgul etmiştir diye düşünüyorum.
En azından izafiyet yani görecelik yasasını ortaya atarak, bilimde Atom Çağı"nı başlatan Einstein bu konuyu çok düşünmüştür.
Ama bilemeyeceğim bir şey var;
“Picasso mu Einstein"ı etkiledi, yoksa Einstein mı Picasso"yu? Yahut ikisi birden farklı kişilerden aldıklarıyla bir noktada mı buluştular?”
FOTOĞRAFLA İLGİSİ NE?
Hep benim kafam sorulara takılacak değil ya! Sizde bu yazdıklarımın fotoğrafla ilgisinin ne olduğu sorusunu sorabilirsiniz.
Gelin isterseniz bir deney yapalım. Herhangi bir obje seçip onun çevresi ile birlikte bir fotoğrafını çekelim. Sonradan objektifimizi değiştirmeden biz yer değiştirelim, bir fotoğraf daha çekelim. Acaba objeler aynı olmasına rağmen görüntüler aynı mı olacak?
Bu durumda bir soru dah çıkıyor ortaya…
“Peki ben bir objenin fotoğrafını çekeceksem ve durduğum yere göre objenin görüntüsü değişiyorsa, ben sonsuz sayıda olan durma seçeneklerimden hangisini seçmeliyim? Bunlardan hangisi gerçek görüntü?
Deklanşör dokunuşu sensöre gerçeği yansıtıyorsa eğer(ki bunu savunanlar var), bir obje için kaç tane gerçek var?