Ateşten Gömlek romanını yeniden okuyuncaya kadar; onu tanımıyordum.O, Ateşten Gömlek romanının Kezban’ıydı.
Tam 89 yıl önce çekilmiş portesindeki, masumiyet ifadesi beni alt üst etti. İçim ısındı; yüreğim ezildi; duygularıma kramplar girdi. Yine bir yangın sıcaklığında tutuşuverdim. Onu yazmak; onu paylaşmak istedim
Halide Edip Adıvar Ateşten Gömlek"te, milli mücadele yıllarını anlatır. Yazar, kitabında ünlü Sultanahmet mitingiyleİstanbul"da başlayıp, Anadolu"da Çılgın Türklerin destansı bir şahlanışa dönüşen başkaldırısına, savaştan çok, ihtilal vurgusu yapar. Bu vurgu, anılarını kaleme aldığıdiğer kitaplarında da ısrarla karşımıza çıkmaktadır.
İhtilal, bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın zor ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketidir; elbette ki cebiri ve şiddeti içerir.
Arapça; bozma, bozukluk anlamına gelen halelkökünden türeyen ihtilal kelimesi;1917 Sovyet Ekim devriminden sonra, Türkiye"deürküntü veren, kapitalizmin egemen sınıfında korku ve kaygı yaratan sevimsiz siyasi bir kavramın adıdır.
Bu nedenledir ki, toplum kelimenin bu zehirli anlamından hep uzak tutulmak istenmiş; ihtilalcilikle anarşistlik, eş anlamlı tutularak, ihtilal ile anarşi arasında bir anlam kardeşliği kurulmuştur.
Askeri darbeleri bile ihtilal diye isimlendiriyorsak, işte bu anlam kayması yüzündendir. Tabi ki anlam bulanıklığı, çoğu zaman ihtilal ile devrim kelimesini eş anlamlı kullanmamıza yol açtı. Oysa devrim, belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişikliktir. Kelimenin gerçek karşılığıinkilaptır.
Eğer ihtilal kavramını gerçek anlamı ve içeriyle algılarsak, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan işgali altındaki Trakya ve Anadolu toprağını, düşmandan kurtarmak için sürdürülenmilli mücadele hareketi; gerçek bir antiemperyalist savaş olduğu kadar, hilafet ve saltanatı kaldırarakşeriat ve monarşikyönetim düzenini yıkan siyasi bir ihtilaldir.
Kavramların anlamları, doğru kurgulanırsa; Halide Edip Adıvar"ın Anadolu"daki milli mücadele hareketini ihtilal diye nitelendirmesine katılmamak elde değildir. Milli mücadele hareketi; ihtilalle beslenen, ondan güç alan antiemperyalist bir savaştır.
Aslında konumuz, bu ihtilalin içindeki kadınlar…
Ateşten Gömlek romanının kahramanlarıAyşe de, Kezban da,bu kadınlardan biridir. İzmir işgalinde kocasını kaybeden genç Ayşe ile köylü güzeliKezban,romanda öykünün merkezine oturmuş birer kahramandırlar.Onlar, Anadolu"da ÇılgınTürkler"inşahlanışındaki Türk kadınını temsil eden bir figürdür.
Ateşten Gömlek, Sakarya Savaşı"nda ayaklarınıkaybetmişPeyami"nin Ankara Cebeci Hastanesi"ndeki odasında yazdığı günlükten ibarettir. Roman o günlüğün sayfalarında başlar ve o sayfalarda biter.
Bu eserde, ne Mustafa Kemal ne de milli mücadelenin diğer komutanlarıfazla yer almaz.Hatta hiç yer alamazlar. Roman, milli mücadelenin sıradan insanlarını kendine konu edinmiştir. Kezban da bu sıradan insanlardan biridir işte…
Belki de yayınlandığı günlerde, toplumda yarattığı derin etkinin, kopardığı fırtınanın sırrı da buradadır. Ateşten Gömlek, ilk kez 1922 yılının Haziran ayında dönemin İkdam gazetesinde yayınlanmaya başladı. Eser büyük yankı uyandırınca; beyazperdeye aktarılmak istendi.
Filmi, Muhsin Ertuğrul tarafından çekilecekti. Çekecekti ama, Halide Edip Adıvar, romanın kahramanı Ayşe ve Kezban"ıErmeni ya da Rum sanatçı kadınların oynamasını istemedi. Muhsin Ertuğrul"a kadın rollerini Türk ve Müslüman sanatçıların oynaması şartıyla izin verildi.
Oysa, 1922"li yıllarda Türkve Müslüman kadınlara sahne yasaktı.Sahne kapıları onlaraMustafa Kemal"in emriyle 1923 yılından sonra açılacaktı.
Cumhuriyet öncesinin efsaneviilk Türk kadın Tiyatro oyuncusu Afife Jale bile, bu dönemde sahne yasağının çaresizliği içindedir. Ateşten Gömlek"in Ayşe ve Kezban"ını oynayacak, dönemin toplumsal anlayışına göre,günahkar ve cüretkar Türk ve Müslüman kadınlar nasıl bulunabilecekti.Hangi kadınlar bu cesareti gösterebilecekti?
Herşeye karşın Muhsin Ertuğrul, romanı beyaz perdeye aktarmakta kararlıydı. Ayşe rolünüoyuncu arkadaşı Rafet Muvahhit"in eşi Bedia Muvahhit" teklif etti. Bedia Muvahhit, rolü kabul edince; geriye sadece Kezban kalmıştı.
Yakınsosyal çevrede Kezban rolünü oynayabilecek, gönüllü daha doğrusu cesur bir kadın bulunamayınca gazeteye ilan verilmesi bir çare olarak düşünüldü. İlanaise tek bir başvuru gelmişti.
Başvurunun sahibi 1903 doğumlu 19 yaşında genç kız bir olanMünire Eyüp"tü. Batılı görünümlü, kıvırcık saçlarıyla, sevimli, bir o kadar da şirin genç bir genç kızdıMünire Eyüp… Tıpkı romanda portresi çizilen Kezban gibi…Münire Eyüp"ün adı film afişinde adı Neyyire Neyir oldu.