"FOTOĞRAF ÇEKERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR"
  H.Nadir Ede

Fotoğraf o kadar popüler oldu ki, artık cep telefonları ile bile fotoğraf çekebiliyoruz. Ama fotoğraf çekmeye yeni başlayanlar çoğu zaman aldıkları sonuçlardan pek de memnun olmuyorlar.

 

Burada size fotoğraflarınızın daha güzel olması için ipuçları vermeye çalışacağım.

 

Fotoğraf dediğimiz şey eğer zamanı da katarsak içinde yaşadığımız dört boyutlu dünyanın, iki boyutlu bir izdüşümüdür. Yani sadece eni ve boyu vardır, ama derinliği ve zaman boyutu yoktur. Derinliği sadece perspektif yardımı ile bize gösterebilir.

 

Fotoğraf meraklıları tarafından bana en çok sorulan sorulardan biri en iyi makinenin hangisi olduğu. En iyi makine sorusu dünyanın en güzel kadının kim olduğu veya dünyanın en güzel yerinin neresi olduğu gibi bir sorudur. Cevabı kişiden kişiye değişir. Ne tür fotoğraflar çekeceğinize karar vermişseniz makine seçme konusunda size yardım etmemiz daha kolaylaşacaktır.

 

Fotoğrafı ciddiye alan amatörler ve basında çalışan profesyoneller için en yaygın kullanılan fotoğraf makineleri tek objektifli refleks (DSLR) makinelerdir diyebiliriz.  Ama sadece hatıra fotoğrafları çekecekseniz daha hafif, çoğu zaman da daha ucuz olan kompakt makinelerden birini seçmeniz daha uygun olur.

 

Günümüzde fotoğraf makineleri yeni başlayanların hemen hiç hata yapmadan doğru pozlanmış fotoğraflar çekmelerini sağlayabilecek kadar gelişti.  Ama, ortaya çıkan fotoğraflar her zaman çekenleri tatmin etmiyor.

 

Üniversitelerde ve amatör derneklerde uzun yıllardır verdiğim dersler sonunda fotoğraf çekmeye başlayanların temel probleminin fotoğraf makinesi seçimi, makine kontrollarının kullanımı olmadığını anladım. Yeni başlayanlar için temel sorun, fotoğrafı çekerken doğru kompozisyon yapmak ve fotoğrafı uygun zamanda çekmektir.

 

 


<br/>
Benim için şanslı bir gün. Salacak’ta güneşin batışını izliyorum. Güneş İstanbul’u kırmızı, sarı, turuncu renklere boyayarak ufukta kayboluyor. Ben Kızkulesi’ni kırmızı lekenin önüne getirip bu fotoğrafı çekiyorum. Ön planda Kızkulesi’nin silueti, arkada Tarihi Yarımada. Güneşin denizin üzerinde yarattığı kızıllıklar fotoğrafı tamamlıyor..

 

 

Her fotoğrafın bir çekiliş amacı vardır. Fotoğraf çekerken kendimize soracağımız ilk soru, “bu fotoğrafı niçin çekiyorum?” olmalı. Çocuğumuzun portresini çekerken veya tatile gittiğimiz yerlerde gördüğümüz ilginç bir manzarayı görüntülerken amaçlarımız farklıdır. Çocuklarımızın portresini çektiğimizde bunu dostlarımızla paylaşacağımızı ve onlar büyüdüğünde fotoğrafın bize onların bebekliklerini hatırlatacağını biliriz. Çektiğimiz güzel ve ilginç bir manzara fotoğrafı ise bize yaşadığımız güzellikleri hatırlatacaktır. Elbette sizin konularınız bunlardan farklı olabilir ama eğer herhangi bir fotoğrafı çekerken, neden çektiğinizi düşünürseniz fotoğraflarınız daha güzel olmaya başlayacaktır. Fotoğraflarınızın çekiliş amaçlarına uygun hale gelmeye başladığında kalitelerinin de yükseldiğini  göreceksiniz.

 

Sormamız gereken ikinci soru ise fotoğrafın içeriği ile ilgilidir. Fotoğrafladığınız konunun size ne ifade ettiğini düşünmelisiniz. Örneğin, fotoğrafını çektiğim bu manzarayı güzel ve ilginç yapan ne, portresini çektiğim bu kişi nasıl biri sorusu size neye dikkat etmeniz gerektiğini gösterecektir. Bu soruları çoğaltabilirsiniz. İçerik konusundaki sorunun cevabı fotoğrafta vurgulamanız gereken noktalara işaret edecektir.

 

 


<br/>
Paris’te Eiffel Kulesi’nin etrafında dolaşıyorum. Nerede ise bu kulenin tüm fotoğrafları çekilmiş. Kartpostallarda gördüğüm Eiffel manzaralarından farklı bir açı arıyorum. Birden karşıma bu vazo ve onun yandaki birkaç basamak çıkıyor. Beton ve demirin hem birbirlerini tamamlayan hem de aykırı görünümü gözüme hoş görünüyor.. Sanki yapı malzemesi olarak yarışı kaybetmiş gibi duran betonun, kendisine üstten bakan çeliğin yanındaki alçak gönüllü güzelliği beni etkiliyor.

 

 

KOMPOZİSYON

 

Biz dünyayı iki gözümüz ve beynimiz yardımı ile görürüz. Bu nedenle çoğu zaman bakışlarımızı çevirdiğimiz şeyden başkasını görmeyiz. Kalabalık bir yolda yürürken gördüğümüz çok güzel bir kadın o kadar dikkatimizi çeker ki yanında bize kötü kötü bakan erkek arkadaşı veya eşini göremeyebiliriz. Yaya geçidinden karşıya geçerken kırmızı ışığa o kadar yoğunlaşırız ki çoğu zaman yanımızdan gecen bir dostumuz gözümüzden kaçar.  Görme işlemi gözümüzde başlar ve beynimizde tamamlanır. Ama fotoğraf makinelerinin bizimki gibi bir beyni yoktur ve deklanşöre bastığımızda karşılarındaki görüntüyü kayıt ederler, o kadar. Eğer biz kendimizi fotoğrafını çektiğimiz konuya yoğunlaştırmışsak, onu makinemizin bakacında görür görmez fotoğrafı çekeriz ve çoğu zaman da sonuçtan memnun kalmayız. Başarılı sonuçlar almak için öncelikle fotoğraf makinesinin neyi gördüğünü, yani fotoğrafın çerçevesini  kontrol etmeliyiz. Bunun için yapılması gereken fotoğraf makinesinin bakacından bakarken nelerin çekeceğimiz fotoğrafın içine girdiğine bakmak ve bunları fotoğrafın içinde isteyip istemediğimize karar vermektir. Eğer görüntünün içinde istemediğimiz şeyler varsa veya konu istediğimiz büyüklükte değilse fotoğraf makinemizle ileri geri, sağa sola, yukarı aşağı hareket ederek veya eğer objektifimiz zum yapabiliyorsa onu kullanarak, konuya baktığımız açıyı değiştirip sadece istediğimiz şeyleri çerçevenin içinde bırakmalı, deklanşöre ondan sonra basmalıyız.

 

 


<br/>
Lunaparkta çocuk hava ile doldurulmuş plastik balonların üzerinde sıçrıyor. Neşesi yerinde. Adeta mutluluktan uçarak kendisini izleyenleri selamlarken bir an kolu arkadaki fona çizilmiş palyaçonun koluyla paralel oluyor. Sanki bizi beraber selamlıyorlar, ya da palyaço çocuğun mutluluğunu paylaşıyor. Yüzdebir saniye sonra fotoğraf ebediyen kayboluyor.

 

 

ZAMANLAMA

 

Kompozisyon kadar önemli bir başka konu da fotoğrafın çekildiği andır. Herkesin fotoğrafının çekilmeye hazır beklediği fotoğraflarda bile zaman zaman kapalı gözler, birbirlerinin arkasında kaybolmuş yüzlerle karşılaşırsınız. Hele küçük çocukları fotoğraflıyorsanız bu daha da zor olabilir  çocukların ilgileri büyüklere göre çor daha hızlı dağılıverir ne kadar uğraşırsanız uğraşın bir türlü beklediğiniz pozu vermeyebilirler. Çocuğun kendi istedikleri pozu vermesi  için seslenerek veya sevdiği oyuncaklardan birini sallayarak ilgisini çekmeye çalışanlar ise işi büsbütün karıştırır.

 

Hızlı hareket halindeki konuları fotoğraflarken zamanlama daha fazla önem kazanır. Bir futbol maçında bir golü, bir faul atışını ancak video görüntülerinde geri alıp tekrar izleyebilirsiniz. Eğer deklanşöre doğru zamanda basmamışsanız o fotoğraf ebediyen kaybolmuştur.

 

Gördüğünüz gibi fotoğrafın çekildiği an da en az fotoğrafın kompozisyonu kadar dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

 

Uygun anda çekilmemiş bir fotoğraf kompozisyonu doğru olsa bile anlam açısından doğru olmayacaktır.

 

Siz istediğiniz kadar fotoğraf makinesi kontrolları, flaş, filtre konusunda uzmanlaşın, eğer yukarıda bahsettiğim iki konuda reflekslerinizi geliştirmemişseniz fotoğraflarınız başarılı olmayacaktır.

 

Şimdilik bu kadar. Gelecek yazıda daha da güzel fotoğraflar çekmenize yardımcı olacak ipuçları vermeye devam edeceğim…

 

        
 
YORUMLAR
  
 
Bu sitenin isim ve yayın hakları Fotopya Fotoğrafçılık Reklam Tur. Org. San. ve Tic. Ltd. Şirketine aittir. Sitedeki paylaşımların tüm hakları ve hukuki ve cezai sorumluluğu paylaşım sahiplerine aittir. Site tarafından hazırlanan yazı, röportaj ürün incelemesi vs tüm içeriğin her hakkı saklıdır. İzinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz. Bu sitedeki çalışmaların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre suçtur. İzinsiz kullanılarak, alıntı yapmak, yasal kovuşturma hakkı doğurur.