İşin stresini ve yoruculuğunu da göz önünde bulundurursak bir muhabirin mesai süresi nedir?
Ya gececisinizdir ya da gündüzcü. Bu mesleğe ilk adım attığınızda genellikle geceden başlarsınız. Ben ilk başladığımda 2 seneyi aşkın bir süre gece mesaisinde görev aldım ancak gündüze geçtikten sonra da acil durumlarda gece yatağımdan kalkıp göreve gidişim çok olmuştur; dolayısıyla programlı bir yaşamınız yoktur. Arkadaşlarınıza ya da yakınlarınıza verdiğiniz sözler her an bozulabilir ama onlarda zamanla bu duruma alışırlar ister istemez. On seneyi aşkın bir süredir mesleğin içindesiniz, böylesine zor şartlar altında mesleği bırakmayı düşündüğünüz anlar oldu mu hiç? Kadroya geçtikten sonra aldığım ilk göreve, polis telsizinden gelen bir tren kazası ihbarı üzerine gittim. Aslında olayın kaza değil de intihar olduğunu olay yerinde öğrendik. Gece vakti etrafta bir sürü polis, ellerinde fenerler, onlar önde biz arkada belli bir mesafede ilerliyoruz… Ayağım bir yere takıldı, fenerimi üzerine tuttuğumda kafası kopmuş cesetle yüz yüze geldim. Korkunç bir manzaraydı içim kalktı, bir kenarda istifra ettim. Sadece o anda bu mesleğin benim için ağır olduğu ve yapamayacağım hissine kapıldım. Gazeteden izin aldım ve birkaç gün işe gitmedim ama daha sonra durumu toparladım.
Kazalar, yangınlar, felaket haberleri… Yaşanan bunca trajedinin içinde başınıza gelen trajikomik olaylarda vardır sanırım?
- Bu meslekte bir güncel haber vardır bir de özel haber. Güncelin içerisinde özeli yakalarsanız ses getirir, fark yaratırsınız. Ya da bu farkı direkt özel haberler vasıtası ile sağlarsınız. Sormuş olduğunuz trajikomik durumlarda bu özel haberlerin içinden çıkar genellikle. Mesela sex shoplarla ilgili bir haber yapmıştım. Doğu bölgelerinden en çok ne sipariş ediliyor? sorusunun cevabı son derece komikti. ‘’şişme eşek’’. Haberi ‘’Eşo Gelin fantezisi‘’ başlığı ile yayımladık ve son derece ses getirdi. Bir de Apo’cu tuzluklar haberi var. Ocakbaşında yemek yediğimiz bir restorandaki tuzluklar Apo ya benziyor diye, fotoğraflarını çekip haber yapmıştım. Ertesi gün sivil polisler mekanı basıp işletme sahibini gözaltına almışlar. Delil olarak da 12 adet tuzluğa el koymuşlar… İşin en komik yanı, tuzlukları üreten firmanın sahibi’nin Karadenizli olup MHP ilçe başkanı olmasıydı. Yine, Türk Telekom kayıtlarından aldığımız ‘’ İlginç İsimler’’ başlıklı bir haber daha vardı. Nüfusa resmi olarak kayıtlı ‘’Dünya Malıdüzdür, Satılmış Dönek, Hakan Çubuğunuzun’’ gibi isimlerle karşılaştık. Bunlar şu anda aklımda kalanlardan sadece birkaçı. Diğerlerini merak edenler bu habere internetten ulaşabilir.
Türk basınındaki en prestijli haber ödüllerinin de sahibi olduğunuzu biliyoruz. Son soru olarak, bu ödüllerin neler olduğunu ve hikayelerini alalım sizden.
- Aynı fotoğrafa verilmiş iki ayrı ödüldür. Aslında kazandıklarım: Abdi İPEKÇİ Yılın En İyi Basın Fotoğrafı Ödülü 2004 Metin GÖKTEPE Yılın En İyi Basın Fotoğrafı Ödülü 2004 2004 senesinin Ağustos ayında çok fazla yağış aldı İstanbul. Bilirsiniz ki Alibeyköy ve civarı yağıştan en çok etkilenen alanlardır. Sabah işbaşı yaptığımda yoğun yağış beklendiğini ve görev bölgemin Alibeyköy deki mahalleler olduğunu öğrendim. Ben yola çıktığımda yağmur hafiften başlamıştı zaten. Mahalledeki kahvelerden birinde beklemeye başladım. Bir süre sonra beklenen oldu. Yağış dere yatağını doldurup taşmaya başlayınca, arabamın da sel sularından etkilenebileceğini düşünüp, daha yüksek bir bölgeye park ettim. Geri döndüğümde karşılaştığım manzara korkunçtu. Az önce çay içtiğim kahvenin önü neredeyse küçük bir göl halini almıştı. İşin acı tarafı, makine ve lap-topumun bulunduğu çantamı o kahvede bırakıp çıkmıştım. Zorlukla içeri girdim, makinemi çıkardım ve çalışmaya başladım. Baraj kapılarının da açılmasıyla sular iyice yükselmişti. Artık dışarı çıkmak imkansızdı ve can güvenliğim de tehlike altındaydı. Bütün bu anlattıklarım on beş dakika içerisinde oluverdi. İçeride kalanlarla, nasıl kurtuluruz? diye konuşurken kahvenin arka tarafında gizliden kumar oynanan bir çatı katı olduğunu öğrendim. Merdivenlerden yukarı çıkıp çatıya ulaştım. Fotoğraf çekmeye devam ettim. Bulunduğum bina artık yarı yarıya sular altındaydı. Alt kat balkonunda endişe ile durumu izleyip kurtulmaya çalışan dört kişi daha vardı ama bulundukları balkon sel sularının etkisine dayanamadı ve çöktü. Yaklaşık on kare fotoğraf çektim o görüntüden. Daha sonra o insanlar çevredeki vatandaşlar tarafından kurtarıldı. Doğru zamanda ve doğru yerde olmak çok önemlidir bu meslekte… Çekmiş olduğum “Alibeyköy de sel” Haberim ile bu ödüllere layık görüldüm.