Yerle Gök Arasında
  Ebru Gürhan& Gülşah Seyhan

Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Yüksek İşler, birçoğumuzun hobi olarak ya da spor olarak yaptığı ya da yapmak istediği tırmanış eylemini iş dünyasında yeni bir faaliyet alanı olarak hayata geçirmeyi başardı.

 

 

Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Yüksek İşler, birçoğumuzun hobi olarak ya da spor olarak  yaptığı ya da yapmak istediği tırmanış eylemini iş dünyasında yeni bir faaliyet alanı olarak hayata geçirmeyi başardı. Çok sevdikleri bu spordan ayrılamayan Yüksek İşler grubu Türkiye’nin bu alanda profosyonel anlamda ciddi bir açığını kapatıyor. 
Yükseklerde zor ve tehlikeli işleri güvenle gerçekleştiren Yüksek İşler birçoğumuzun görme imkanı olamayacağı açılardan hayata bakmayı başarıyor.

 

İş dünyasında sevmedikleri bir işi yapmaktansa yani sistem karşısında pes etmektense mücadele ederek kurdukları şirketleri ile başarıya ulaştılar ve bizce, bireye sistem karşında şans vermeyen görüşlere de karşıt bir örnek oluşturdular. İyi ki yaptılar ve sistemin istenince kendi içerisinden vurulabileceğini bizlere gösterdiler. Hem de yükseklerden...

 

İş hayatınızı yükseklere kurma fikri nasıl gelişti?


- Üniversiteden mezun olduğumuzda her mezun olmuş öğrenci gibi sivil hayatta ne yapabiliriz düşüncesi oluşmaya başladı. Çevremize baktığımızda kimimiz iş arama sürecinde firmalar ile görüşüyordü, kimimiz askere gitmeyi düşünüyordü. Bu dönemde “Mucizeler Komedisi”  ile  5 ay boyunca bir çalışma gerçekleştirdik.  Mirkelam, Pamela ve Özlem Tekin'i sahnede uçuruyorduk, 5 ay içinde bu işlerin yapılabileceği  fikri aklımızda oluşmaya başladı.

 

Zaten ben (Bora ) DSM Outdoor firmasında eğitmen ve rehber olarak çalışıyordum. Güneş’de İKSV ve başka firmalarda sahne ve ışık sistemleri üzerine çalışıyordu. Acaba ne yapabiliriz sorusunu ile birlikte Mart 2005’te “High Works - Yüksek İşler”i kurduk. Başlarken aslında ne yapabileceğimizi çok bilmiyorduk.


Yüksek İşler fikri oluştuktan sonra çalışma alanlarınızı nasıl belirlediniz?


- Öncelikle iş alanımızı 4 bölüme ayırdık;

 

•İple Erişim Sistemleri; Yurtdışında iple erişim (rope access) olarak bilinen bir sektörün kapsadıgı alanlar, yüksekte yapılan tüm işleri içeriyor. Montaj, temizlik, boya, tamir- bakım işleri gibi.

 

•Rigging, Konser ve sahne sanatlarında ses ve ışık sistemlerinin  asılması ve yerleştirilmesi.

 

•Sıra Dışı Prodüksiyon Çözümleri; Uçuş, düşüş, atlayış gibi sahne efeklerini gerçekletiriyoruz.

 

•Ayrıca şirket toplantılarına ya da basın lansmanlarına sıra dışı gösterirler hazırlayabiliyoruz.

 

•Bungee Jumping, festival ve organizasyonlara mobil vinç ile 55 metre yükseklikten insanların ayaklarına bağlı bir lastikle atlamasını sağlıyoruz.

 

•Ve bu 4 alanda şu anda profosyonel olarak projelerimizi gerçeklestiriyoruz.

 

 

Çalışma alanınız yüksekler ve bir ekip ile yükseklere çözüm buluyorsunuz. Ekibiniz nasıl oluştu?


- Çekirdek ekip olrak 6-7 kişilik bir ekibimiz var. Bunun dışında büyük ve uzun süreli işlerde 10-12’ye kadar sayımız çıkıyor. Aslında hepimiz daha önceden de arkadaştık. Öztürk Kayıkçı  ile tırmanıştan tanışıyoruz. Türkiye’de kaya tırmanışında  1000 rota var ise 500 kadarını Öztürk Kayakçı açmıştır. Akhan Atalay, Çağlar Erkenci, Oğuzhan Yaygınsoy YTÜ dağcılık kulübünden tanışıyoruz ve aynı outdoor şirketlerinde eğitmen olarak çalıştık.

 

Çağlar ayrıca Yüksek İşler’in görsel konularında fotoğraf editörlüğü yapıyor. Akan grafik tasarımı  konusunda, Oğuz ise Bungee Jumping  konusunda yardımcı oluyor. Ayrıca  şehir dışında  Sinan Demirtaş İzmir’de, Şahin Şahin ise Antalya bize destek veriyorlar. Şahin uzun süreli işler olduğunda  İstanbul’a  geliyor onun dışında Antalya’da çok fazla iş oluyor  yani  Yüksek İşler Antalya şubesi konumunda.

 


<br/>


<br/>

 

Dağcılığa başlarken hobinizin mesleğinize yön vereceğini düşündünüz mü?


- Başladığımızda düşünümezdik. Kulübe çok hevesli ve heyecanlı başlamıştık, hatta Bora üniversitenin 2. ve 3. sınıfta YTÜ  Dağcılık Fakültesinde okuyor – Elektronik-Haberleşme Kulübüne devam eder bir duruma gelmişti. YTÜ Kulübü’nden  çok iyi bir eğitim aldık. Kulüpte verilen eğitim de devam zorunluluğu vardı. Her Çarşamba  teorik dersler devam ediyor sonra uygulama gezileri oluyordu. Önce  trekking sonra  kamp kurma ve kampçılık,  ilerleyen aşamalarda karda trekking, karda kamp yapmayı öğrendik. Ve tabi ki  ekipmanları kullanmayı da öğrendik. Bu zor bir süreç ve hayatınızdan çok ciddi bir kaynak ayırmanız gerekiyor. Zaten bu nedenlerle de kulüp içinde sayıda devamlı bir azalma olur.


Yüksek İşler’den önce ve şu anda da devam eden bir tırmanış tutkunuz var. Profosyonel işinizden bağımsız olarak gerçekleştirdiğiniz tırmanışlar hakkında bilgi verebilir misiniz?


- Bizim tercih ettiğimiz tırmanış tipi genelde Kaya Tırmanışı. Türkiye’nin coğrafi yapısı kaya tırmanışı için çok uygun  ama  dağlar da vazgeçilmez. Kaya tırmanışı açısından Türkiye tam bir cennet diyebiliriz. Türkiye’de rota açıcı çok fazla yok. Toplam 10 kişi diyebiliriz. Rota açmak, sarp bir kayanın tırmanış noktaları belirlemektir. Bunun için matkapla kayalar delinir, beton dübelleri yerleştirilir.

 

Aslında bu da bir Yüksek İşler. Bizden sonra gelen tırmanıcılarda rota üzerinden  güvenli bir şekilde tırmanışı gerçekleştirebiliyor. Türkiye’de ki tırmanış rotaları henüz turistler tarafından keşfedilmediği için bir bozulma da söz konusu değil. Ama Antalya bölgesinde bozulma yabancı turistlerin gelip camping açması ile başladı. Bu başlangıçlardan sonra ne yazık ki bir istila söz konusu oluyor.

 

Dağcılık ve kaya tırmanışı ekipman olarak yüksek maliyetli  bir spor mu?


- Ekipman bir defa alındıktan sonra sürekli kullanılıyor. Tırmanışa giden her kişinin yanında olması gereken belirli ekipmanlar var. Örneğin emniyet kemeri, tırmanış ayakkabası ve toz torbası gibi. Bunun dışında dağcılar arasında ekipman paylaşımı da oluyor. Sürekli seyahet etmeyi gerektiren bir spor olması maddi sorunun en temel sebebini oluşturuyor. Maddiyattan daha önemli olan konu ise sistemin seni esir almasını reddettiğin zaman başarılı olabiliyorsun ama sistemden tamamen kopuk olmakta doğru değil, sistemin içinde ama kendi kurallarınızla yaşayabilmek önemli.


Şehirde kondüsyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?

 

- Şehirde yapay tırmanış alanları var ama tercih etmiyoruz. Yüksek ‹şler zaten sürekli devam ettiği için şehirde de kondüsyonumuzu koruyoruz ya da ‹stanbul’a  yakın noktalarda günü birlik turlarla tırmanışlar yapıyoruz.


Boğaziçi Köprüsü’nün ışıklandırma sistemini kurdunuz. Muhteşem boğaz manzarası ve insanı çileden çıkaran bir ‹stanbul trafiği eşliğinde çalışmak nasıl bir duygu?


- Bizi çok heyecanlandıran bir işti. Tabii ki zorlukları da aynı oranda yüksekti ama iş zor ise zordur onu o şekilde kabullenip önlemlerini alıyoruz. Olayın zorlukları ya da problemleri bizim düşme ihtimalimiz değil, ekipmanların aşağıya düşme ihtimali. Mesai saatlerinde tek yönden yakalaşılk 80-90 bin araç geçiyor ve ekipmanlardan sadece bir civatanın bile düşme ihitmali çok kötü sonuçlara neden  olabilirdi.

 

Mayıs ayı sonuna doğru köprüde çalışmaya başladık. Yaklaşık 15 gün sürdü ,11 kişilik bir ekip ile  çalıştık. Zorlandıgımız ikinci konu hava şartları idi. 25-30 km hızında devamlı bir rüzgar esiyordu. Boğaz hattı olduğundan devamlı sirbulans mevcuttu. Hem bizi yıpratma açısından hem de ipler açısından çok yıpratıcıydı. ?artlara uygun olarak 4 kişilik yer ekibimiz iplerin kontrolünü sağlıyordu. 100 metre yükseklik  rüzgar yoksa problemsizdir  ama 25-30 km hızla esen bir rüzgar var ise problem ortaya çıkıyor. Örneğin kuzey cephesinde çalışıyorsunuz, poyraz kuzeyden esiyor ve ipler trafiğe doğru bir kavis yapıyor bunun sonuncunda gerekli önlemler alınmadağı takdirde bir araca takılabilir kazalara yol açabilirsiniz. 6 kişiden oluşan bir ekip köprü üstündeki işleri paylaştı.

 

1 arkadaşımız bu gibi durumlar açısından sürekli denetleme yapıyordu. Zaten hepimizde telsiz mevcuttu. Sürekli iletişim halindeydik. Problemli bir noktada sorumlu arkadaşımız duruma müdahale ediyordu. Bazen 10 metreden daha yakın çalıştığımızda trafikte bir yavaşlama oluyordu. Birkaç dikkati dağılan araç ufak kaza tehlikeler atlattı ama  trafiği kötü yönde etkilemedik. Sadece fotoğraf çekenler oldu.

 


<br/>


<br/>

Boğaziçi Köprüsü’nün ışıklandırma  projesinin size ne katkısı oldu?


- Köprü işi tabi ki kırılma noktası oldu. Hiç bir işte %100 ideal bir iş mümkün değil, birkaç ufak sorun oldu bunları da ileriye doğru değerlendirmek üzere kullanıyoruz. Bu iş Türkiye’de bu alanda gerek ekipman gerek işgücü açısındandan yapılmış en büyük işti. Ekipman olarak kendimizi geliştirmemizi de sağladı. Örneğin 500 metre ipimiz var ise şimdi 2 kilometre ipimiz var.


Yüksek İşler’de ve kaya tırmanışlarında deniz seviyesinin üstüne çıktıkça kendinizi ne kadar güvenli hissediyorsunuz?


- Bazı kuralları var ve bilgiler edinilip, kurallar belirlenene kadar bir çok insan zarar görmüş. Bu durumda tekrar Amerika’yı keşfermeye gerek yok. Biz bu birikimleri kullanıp, varolan bilgilere yeni bir şeyler ekleyip, işi en güvenilir bir şekilde tamamlamayı hedefliyoruz.Sürekli bilinçli ve dikkatli olmamız gerekiyor. Sürekli bir takım  hesaplar yapmamız gerekiyor. Keyif veren de bu adrenalin.

 

Yaptığımız işlerde hiç korku yok diyemeyiz ancak panik haline neden olabilecek bir korku yok. Korku savunma makenizmasının en önemlisi korucusudur. Zaten korku yok ise algı açık değildir ve sorunları göremezsiniz gereksiz riskler alınır bu durumda da  çok büyük bir ihtimalle başınıza bir kaza gelebilir. Bir noktaya tırmanırken %95 kontrol bizde, konrol ne kadar bizde ise konuya o kadar hakimiz . Ama trafikte %5 bizde hangisi daha güvenli?


Sizden önce bu işleri  kim yapıyordu?


- Daha önce dağcılar ve doğa sporları şirketleri yapıyordu. Ama dağcılıktan çok farklı bir konu, dağcılıkta 2-3 kişi ekip olarak tırmanıyorsunuz. ?ehirde bir iş yaptığınızda çok daha fazlası gerekiyor. Farklı malzemeler kullanılıyor. Ve sonuçta sadece yüksekteki bir noktaya erişmek yetmiyor. Eriştiğiniz noktada yapılması istenen işi de en iyi şekilde yapmanız gerekiyor. Montaj, elektrik, temizlik, boya gibi işler olabiliyor bunlar.


Yükseklerde olmak işiniz oldugu zamanda aynı keyfi veriyor mu?


- İsteğiniz doğrultusunda işin içine profosyenellik girdiğinde de biraz tatsızlık oluyor ama yinede başka bir iş  hayatı düşünemeyiz.  


www.yamukbakmak.com


<br/>

        
 
YORUMLAR
  
 
Bu sitenin isim ve yayın hakları Fotopya Fotoğrafçılık Reklam Tur. Org. San. ve Tic. Ltd. Şirketine aittir. Sitedeki paylaşımların tüm hakları ve hukuki ve cezai sorumluluğu paylaşım sahiplerine aittir. Site tarafından hazırlanan yazı, röportaj ürün incelemesi vs tüm içeriğin her hakkı saklıdır. İzinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz. Bu sitedeki çalışmaların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre suçtur. İzinsiz kullanılarak, alıntı yapmak, yasal kovuşturma hakkı doğurur.