Farklı kültürlere sahip bu medeniyetlerde, insanların size yaklaşımından doğan her hangi bir anınız, yaşadığınız ilginç bir olay var mı?
- Var tabii ki, Arabistan’dan örnek vereyim. Her ne kadar aynı dini inanca sahip olsak da Arabistan da farklı bir yaşayış ve kültürün etkisinde. Oraya adapte olabilmek için bayağı yatak çarşafından uydurduğum bir çarşafla gezmiştim. Beni orada korkutmaya çalıştılar; fotoğraf çekerken görürlerse, başın açık olursa taşlarlar seni dikkatli ol diyerek.
Çekim yaparken en çok zorlandığım ve ürktüğüm yerlerden biriydi. Hatta, bir gün Arabistan’da bulunan İngilizler bir kiliseyi göstermek için eşimi Leopoldfield’e götürdüler, ben çok tercih etmediğimden çarşıları, pazarları gezip fotoğraflamak için kaldım. Derken fotoğraf çekeyim diye girdiğim bir pazarda, kravatlı gayet entelektüel, iyi giyinmiş Araplar birden bire döndüler ve başladılar yerden taş alıp bana atmaya.
Evvela gururuma yediremedim kaçmayı fakat sonra baktım gurur yapmakla olacak iş değil, bacaklarımı arkama vuraraktan uzaklaştım oradan. Gözlerim mavi saçlarım sarı olduğu için İngiliz sandılar beni. İngilizleri’de Amerikalıları da sevmiyorlar, zaten insanları aşağı görüp, memleketlerini işgal edip, esir muamelesi yaptıkları için herkesin nefretini kazanmışlar. Bu da böyle bir anıydı…
Gezdiğiniz ve fotoğrafladığınız yerler arasında, sizi en çok etkileyen ülke ve olay hangisiydi?
- Elbette Kore ve Kore Savaşı… Savaşta yaşadıklarım ve gördüklerim, özelikle insani açıdan çok derinden etkiledi beni. Bizimde aynı savaşta Amerikalıların yanında savaşa dahil olmamız, o ortamda askerlerimizle birlikte bizzat savaşı yaşamış olmak… Çok fazla şeye şahit oldum; siyasilerin çıkar çatışmaları arasındaki o savaşta, sivillerin düştüğü durumu ve zulmü görmek çok zor ve acı bir tecrübeydi benim için.