Mavi Gözlü Dev Bir Kadının ES Geçilemeyecek Hayatı… (2)
  Ceyda Celepoğlu

Vizörünün arkasındaki uçsuz bucaksız diyarlara açılan gözler.

 

İstanbul Sarıgüzel’de, dünyanın acı tatlı bir çok anına canlı tanıklık edeceğini bilmeksizin dünyaya açıldı o mavi  gözler… Çocukluğunu ne patlayan  bombaların ve sefaletin ortasında geçiren  minik  bir çocuktu, ne de  karnını  doyurmak için uçsuz  bucaksız ormanlarda avlanmak zorunda  olan  bir çocuk…  Buna rağmen çok kolay bir  çocukluk  geçirmedi Semiha Es, onun  için hayatı kolaylaştıran  çocuklarının eğitimi için çabalayan bir babanın ve çocuklarını beslemek için didinen bir annenin fedakarca çırpınışlarıydı…

 

Yedigün dergisi dışında çalıştığınız başka bir basılı yayın oldu mu?

 

- Bir dönem Hayat dergisi için eşim Hikmet Feridun Es’le birlikte çalıştık, yine eşim röportajları yaparken ben fotoğrafları çekiyordum. Derginin birinci sayısında Hikmet’in Malatya'dan yolladığı bir yazı dizisi yayınlanmaya başlamıştı. Kongo, Hollywood yıldızları... Kadın gözü ile Tahran isimli çalışmalarla da Hayat Dergisi’nde yer almıştık. Daha sonra Kore savaşının başlaması ile Hürriyet Gazetesi, beni  savaşı görüntülemem için görevlendirdi ve eşimle birlikte Hürriyet adına çalışmaya başladık.

 

 

Kronolojik olarak  gidersek bu uzun maceranın ilk  durağı neresiydi?

 

- İlk 1945’de Amerika yolculuğuyla başlamıştık. Elime ciddi anlamda makineyi aldıktan sonra, ilk Roosovelt’in resmini çekmeye çalıştım ve ağzıma burnuma bulaştırdım (içten bir kahkahayla devam ediyor). Gittik, Hikmet röportaj yapıyor, bende haliyle fotoğraf çekmek istedim. Yardımcısı birden rahatsız oldu ne yapacağını bilemedi, meğer büyük adamların, reisicumhurların resimleri çekilmezmiş, suikast girişimine karşı bir  önlemmiş bu.

 

 

Ben de o zamanlar çok gencim 18 yaşındayım, bilmiyorum ki öyle suikastı falan; mamafih Kennedy‘le öğrenmiştim. Hollywood seyahatimiz böyle başladı, derken bir ev tutmaya  karar verdik. 

 

Sunset bulvarında benim  görüp çok beğendiğim iki katlı bir konak vardı, tesadüf ki birkaç gün sonra kiralık tabelasını asmışlar, hemen gidip tuttuk. Oralarda film stüdyosunda çalışanlar kalıyorlardı. Zaman içerisinde Hollywood yıldızlarıyla da tanıştık, Dorothy Laymour’du Clark Gable’dı onlarla röpörtaj yapmak çok zordu, fotoğraflarını da kendi fotoğrafçılarına çektirirlerdi. Resimlerinin gayet güzel olmasını her şeyin muntazam olmasını isterlerdi, biz oraya yerleştiğimiz için artık bizle ahbap olmuşlardı. Bu sayede zorlanmadan dergimiz için röportajlar yapabildik, gayet keyifli güzel  günlerdi.

 

 


<br/>


<br/>

 İlk durağınız da; herkesin siyah beyaz ekranlardan veya filmlerden merakla takip ettiği artistlerin parlak ışıklar altında ki hayatlarını fotoğraflamışsınız. Bu hayatlar Türkiye’de ki insanlar ve sizin için kısmen tanıdık yüzler ve hayatlar olmuş. Peki gittiğiniz bölgeler içinde, kültür ve yaşayış olarak bizim insanlarımızdan çok farklı olan medeniyetlerden bahseder misiniz?

 

- Afrika’nın çeşitli bölgelerinde bulunduk mesela. Harplerden daha pirimitiv bir hayatımız vardı, ormanda çok iptidai insanların, beyaz görmemiş insanların içinde  kalıyorduk günlerce. Çok farklı gelirdik onlara, onlar da bize tabii ki. Çocuklar benden korkup ağlarlardı, gözlerim mavi olduğundan gözlerimi göstererek annelerinin eteklerine saklanırlardı.

 

Yalnızca gündelik hayata değil Afrika’daki kabilelerin iç harplerine iştirak ettim. Oradaki harpler gördüğüm diğer harplerden farklıydı, medeni insanların dövüşü gibi zalimce olmuyor, makineler olmuyor o savaşlarda.
Silah tacirleri o kadar çok insan öldürüyor, o kadar masum hayata  kastediyor ki tasavvur edilemeyecek şeyler bunlar, insan öldürmek için icat yapıyorlar, inanılmaz gerçekten.

 

Ben dünyadaki en kirli şeyi para olarak biliyorum çünkü para bütün fenalığın başı. Bu medeniyetlerde öyle insanları tanıdım ki hiç para nedir bilmiyorlar, parayla satın almak nedir  bilmiyorlar, o kadar temiz insanlar yani.

 

 


<br/>


<br/>

 

Farklı kültürlere sahip bu medeniyetlerde, insanların size yaklaşımından doğan her hangi bir anınız, yaşadığınız ilginç bir olay var mı?

 

- Var tabii ki, Arabistan’dan örnek vereyim. Her ne kadar aynı  dini inanca sahip olsak da Arabistan da farklı bir yaşayış ve kültürün etkisinde. Oraya adapte olabilmek için bayağı yatak çarşafından uydurduğum bir çarşafla gezmiştim. Beni orada korkutmaya çalıştılar; fotoğraf çekerken  görürlerse, başın açık olursa  taşlarlar seni dikkatli ol diyerek.

 

Çekim yaparken en çok zorlandığım ve ürktüğüm yerlerden biriydi. Hatta, bir gün Arabistan’da bulunan İngilizler bir kiliseyi göstermek için eşimi Leopoldfield’e götürdüler, ben çok tercih etmediğimden çarşıları, pazarları  gezip  fotoğraflamak için kaldım. Derken fotoğraf çekeyim diye  girdiğim bir pazarda, kravatlı gayet entelektüel, iyi giyinmiş Araplar birden bire döndüler ve başladılar yerden taş alıp bana atmaya.

 

Evvela gururuma yediremedim kaçmayı fakat sonra baktım gurur yapmakla olacak iş değil, bacaklarımı arkama vuraraktan uzaklaştım oradan. Gözlerim mavi saçlarım sarı olduğu için İngiliz sandılar beni. İngilizleri’de Amerikalıları da sevmiyorlar, zaten insanları aşağı görüp, memleketlerini işgal edip, esir muamelesi yaptıkları için herkesin nefretini kazanmışlar. Bu da böyle bir anıydı…

 

 

 

Gezdiğiniz ve fotoğrafladığınız yerler arasında, sizi en çok etkileyen ülke ve olay  hangisiydi?

 

- Elbette Kore ve Kore Savaşı… Savaşta yaşadıklarım ve gördüklerim, özelikle insani açıdan çok derinden etkiledi beni. Bizimde aynı savaşta Amerikalıların yanında savaşa dahil olmamız, o ortamda askerlerimizle birlikte bizzat savaşı yaşamış olmak… Çok fazla  şeye  şahit oldum; siyasilerin çıkar çatışmaları arasındaki o savaşta, sivillerin düştüğü durumu ve zulmü  görmek çok zor  ve acı  bir  tecrübeydi benim için.


<br/>


<br/>

        
 
YORUMLAR
  
 
Bu sitenin isim ve yayın hakları Fotopya Fotoğrafçılık Reklam Tur. Org. San. ve Tic. Ltd. Şirketine aittir. Sitedeki paylaşımların tüm hakları ve hukuki ve cezai sorumluluğu paylaşım sahiplerine aittir. Site tarafından hazırlanan yazı, röportaj ürün incelemesi vs tüm içeriğin her hakkı saklıdır. İzinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz. Bu sitedeki çalışmaların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre suçtur. İzinsiz kullanılarak, alıntı yapmak, yasal kovuşturma hakkı doğurur.