Sürrealist Ressamlardan Etkileniyorum
  Mehtap Orgun Gülşah Saglam

Sanat fotoğrafı denilince akla ilk gelen isimlerden birisidir ‘’O’’. Gerek yaptığı işlerin görsel kalitesi gerekse işlerini üretme aşamasındaki titizliği ve tekniğe olan hakimiyetiyle büyük beğeni toplayan bir fotoğrafçı, Saygun Dura… “Balık’’ temasını kullandığı ‘’Benim Gerçeğim’’ isimli sergisiyle ses getiren Dura’yla hayatının ve fotoğraflarının gerçeklikleri hakkında konuştuk.

Sanat fotoğrafı denilince akla ilk gelen isimlerden birisidir ‘’O’’. Gerek yaptığı işlerin görsel kalitesi gerekse işlerini üretme aşamasındaki titizliği ve tekniğe olan hakimiyetiyle büyük beğeni toplayan bir fotoğrafçı, Saygun Dura… “Balık’’ temasını kullandığı ‘’Benim Gerçeğim’’ isimli sergisiyle ses getiren Dura’yla hayatının ve fotoğraflarının gerçeklikleri hakkında konuştuk.

 

Saygun Dura, çocukluk yıllarında fotoğrafa başlayanlardan… 7 yaşındayken ilk fotoğraf makinesini babası vermiş. ‹ktisat eğitimi almasına rağmen sevdiği bir işi yapma arzusuyla  meslek olarak fotoğrafçılığı seçmiş. Önce fotoğrafçılıkla ardından bir fotoğraf ajansında fotoğraf direktörlüğü yaparak başlamış mesleğe, daha sonları  kendi stüdyosunu kurmuş.  Halen kendi stüdyosunda profesyonel tanıtım fotoğrafçılığı yapmakta ve Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Bölümünde tanıtım fotoğrafı dersleri vermekte. Bu senede Bahçeehir Üniversitesi’nde derslere başlamaya hazırlanıyor.

Tanıtım fotoğrafçılığından sonra “Benim Gerçeğim”deki bu sürreal tavra geçiş nasıl oldu? 

 

 - Bu geçiş birdenbire olmuyor tabii ki. Önce klasik fotoğrafla başladım. Çünkü başlarken kurguladığınız şeyi çekebilecek bilginiz olmadığı için o yoldan geçip ilerliyorsunuz. Bu son dönem işlerde de, o mesleki birikimin getirdiği tecrübeyle yaptığım kurguları çekebilir hale geldim.

 

Sadece mesleki ve teknik tecrübe değildir herhalde bunları yapmaya iten?

 

- Ben o anlamda biraz sıkıntılıyım fotoğrafta. Mesela dışarıda çektiğiniz bir fotoğrafta her şeye hakim değilsiniz, kadrajınızda olmasını istemediğiniz şeylere engel olamıyorsunuz ama kurgularımda böyle bir şey söz konusu değil. Kadrajdaki her şey benim kurgum, ışığa hakimim, dolayısıyla kurguya daha yakınım bu anlamda.

 

Peki fotoğraflarınızın resimsel olduğuna dair eleştiriler alıyor musunuz hiç?

 

- Eleştiri değil de yorumlar geliyor, bunlar da oldukça yapıcı yorumlar. İşimi yaşayarak, fotoğrafı gerçekten koklayarak yapıyorum. 4x5inch film kullanarak, teknik kamerayla doya doya O’nu yaşayıp üretiyorum.

 

“Benim Gerçeğim” projesine başlama sebebiniz neydi?

 

- Evimin duvarındaki Mustafa Pilevneli’nin resminin yanına asmak için bir fotoğraf yapmaya karar vermemle başladı her şey. Nasıl bir kompozisyon yaparım ne kurgularım filan diye düşünürken bir tane çektim çok hoşuma gitti. Sonra bir tane daha, bir tane daha derken 1000 tane fotoğraf kurguladım. Yani normal akışında gitmedi, bütün dünyam bu olmaya başladı. 1000 tane fotoğraf kurguladım. Sonra bunları 110 taneye düşürüp çekmeye başladım.


<br/>


<br/>

“Benim Gerçeğim”deki “balık’’ tema-sının sebebi nedir?

 

- Çıkış noktası olarak, bulunduğu ortamdan alınarak ait olmadığı başka bir ortama taşınan bir bireyin orayla olan uyumsuzluğunu anlatan bir kavram. Bu kadın erkek ilişkilerinde de, genel ortamda da, bazen yalnız hissettiğiniz zamanki duygularla da bir anlamda örtüşüyor diyerek başladım.

Az da olsa cinsel bir çağrışım var fotoğraflarınızda yani cinsiyeti olan bir balık var orada.

 

- Burada balık erkeği sembolize ediyor bir anlamda, aslında benim algılamamda cinsellik yok orada yani vurgulamak istediğim şey bu değildi. Benim kopuk bir hayatım var, kendimle de özdeşleştirdim bir bakıma. Aslında kadın-erkek ilişkisinde erkeğin kendinden uzaklaşması olabilir, kadının güzelliği ve şeytani yanı buradaki çelişkide veya iktidar söyleminde kadının hakimiyet kurması, erkeği kendinden uzaklaştırması da olabilir. Yani serginin bütününde bu ana fikri korumaya çalıştım. Bu tarz şeylerde çok mantıklı da hareket etmiyorum içgüdüsel bir şekilde kompozisyonları çizip sonrasında çekmeye başlıyorum. Sergiyi astığımda gördüm ki benim rüyalarım ve iç dünyam asılıydı orada.

 

Toplam ne kadar sürdü peki bu projenin hazırlanması ve bu esnada yaşadığınız ilginç şeyler oldu mu?

 

- 4 sene sürdü bu çalışma. Mesela bir orkinos kafasıyla 2 sene yaşadım. Ama her aşamasında farklı bir fotoğrafa malzeme olmaya başladı. Bir de iki farklı objeyi alıp ait olmadığı üçüncü bir düzenlemede kullanıp farklı bir ifade biçimi haline getirmek ilginçti. Mesela devamlı balık aldığım bir yer vardı balık pazarında. Adam bir gün sordu “bunları ne yapıyorsun” diye, bende bir tane çalışmamı gösterdim. Adam bu sefer farklı bir gözle bakmaya başladı, her zaman sattığı balık gerçeğine.

 

Mesela o adama bir faydam oldu bence bir şekilde. Ufak da olsa amacına ulaşmıştı. Bir gün geçerken “Abi bak büyük kırmızı mercan var, bunu al bir telefon kulübesinde konuşuyormuş gibi çek” dedi. Tabii bu da balık pazarında nasıl tanındığım hakkında fikir sahibi olmamı sağladı.

 

Ara Güler’le tanışmam da bu dönemde oldu. Fotoğraflarımı bastırmaya gittiğim yerde karşılaştık ilk, fotoğraflarımı gördü “Bunlar ne?” dedi. “Sergi çalışmam” dedim. ‘’Bak benimkiler sanat değil ama seninkiler sanat demişti’’. “Bak bu Dali’ye çok benziyor” dedi. Gerçekten de o çalışmamda Dali’ye gönderme yapmıştım.” Bunu bana hediye eder misin?” dedi. Ben kendisinin bu tarz fotoğrafları sevmediğini düşünüyordum, çok şaşırdım, çok mutlu olmuştum. Ama sonra “Sen kafayı üşütmüşsün” dedi. 


<br/>


<br/>

Dijital teknolojinin ilerlemesiyle fotoğraf üretimi de arttı, bu artış nitelikli iş üretiminin de artışı anlamına gelmiyor tabii ama sizce bu yoğunluk fotoğrafın sanat içindeki yerini değiştirebilecek mi?

 

- Fotoğraf başka bir yere doğru gidiyor. Çağdaş fotoğrafa bakıyorsunuz, çok fazla fotoğraf niteliği taşımayan fotoğraflar amacına ulaşıyor. Mesela bana çektirseniz onu yapamayabilirim çünkü hayatım doğru fotoğrafı, doğru ışığı yapmaya çalışarak geçiyor yani bana ışığı bozuk fotoğraf yap desen yapamayacağım çünkü işin beni tatmin etmesi gerekiyor.
3Dmax’le birtakım şeyler yapmak üzerine planladığım bir sergi projesi vardı ama sonra düşündüm ki ben bir fotoğrafçıyım ve bunu yaparsam bu proje fotoğrafçı kimliğimden ziyade oradaki operatörün becerisine bağlı olarak ilerleyecekti, bu yüzden vazgeçtim.

 

Akademik eğitim fotoğrafta başarı için gerekli mi sizce, ya da ne kadar önemli?

 

- Ben grafik bölümüne eğitim verdiğim için fotografik beceriden daha ziyade öğrencilerimin fotoğrafla kendilerini anlatabilecekleri yönde geliştirmelerini sağlamaya çalışıyorum. Mesela - 4 fotoğrafta kendinizi anlatın- diyorum. Geçmişteki ünlü fotoğrafçılardan  Man Ray olsun Andre Kertesz olsun onlardan da kendi tarzlarını anlatan ticari işler yapmaları beklenmiş, ben de çocukları o anlamda kendi tarzlarını anlatabilecekleri ticari işler yapmalar için yönlendirmeye çalışıyorum.

 

Sanatsal çalışmalarınızda esinlendiğiniz fotoğrafçılar veya sanatçılar var mı?

 

- Sürrealist ressamlardan etkileniyorum. Rene Magritte olsun, Salvador Dali olsun Max Ernst olsun, çok beğenirim. Bazı fotoğraflarımda göndermeler de var o anlamda. Renklerin yoğun olduğu bir fotoğrafı tasarlarken Caravaggio geliyor aklıma mesela. Zaten geçmişte araştırdıklarının, gördüklerinin birikimiyle ortaya çıkıyor böyle şeyler.

 

Peki belli bir ilham kaynağınız var mı, nasıl zamanlarda aklınıza kurgular geliyor?

 

- Uzun yürüyüşler yaparım 45 km’lik, Moda’dan Tuzla’ya mesela. Bu yürüyüşlerden birinde ilginç bir şey olmuştu. Çok erken başlıyorum yürüyüşe sabahın 5’inde filan. Kafamda düşünceler yürürken bir an bir baktım karganın biri başıma kondu, tak diye kaşımı gagaladı. Kanlar aktı filan neye uğradığımı şaşırdım. Hitchcock’un filmleri gibiydi aslında komikti, bir yandan kafamda kurgular sürreal görüntüler varken bir anda karga saldırısı sürreal bir olaydı aslında. Bunun dışında zaman buldukça sergilere giderim hem dünyada hem Türkiye’de neler oluyor araştırırım. Bu bir şekilde birikim oluyor ve bir yerde dökmeye başlıyorsunuz biriktirdiklerinizi çalışmalarınızda. Zorla olmaz böyle işler zaten.

 

Türkiyede fotoğrafın geleceğine dair düşünceleriniz neler?

 

- Türkiye’de artık eskisi gibi değil fotoğrafa bakış. Mesela eskiden sanat koleksiyonerleri sadece resim satın alırlardı ama artık onların çocukları bunların yerine geçtiler ve onlar fotoğrafı da sanat çerçevesinde görüp satın alıyorlar. Yeni jenerasyonla birlikte bunlar değişti. Mesela geçenlerde benim de içinde olduğum bir grup fotoğrafçının sergisi bir sanat galerisinde açıldı, Contemporary olsun Art ‹stanbul olsun buralarda da fotoğraf satılıyor. Bunlar fotoğrafın geleceği adına güzel gelişmeler.

 

 

Kazan’dan Notlar

1) Tam bir deniz aşığı, projelerinden artakalan zamanı dalış eğitmenliği yaparak ve sualtı fotoğrafları çekerek değerlendiriyor.
2) Benim Gerçeğim projesinde hiçbir dijital müdahale kullanılmamış. Her karenin önce kağıt üstünde taslağı hazırlanıp sonra çekim aşamasına geçilmiş.
3) Nezaketi ve güler yüzüyle kendisine hayran bırakan kişilik.


<br/>


<br/>

        
 
YORUMLAR
  
 
Bu sitenin isim ve yayın hakları Fotopya Fotoğrafçılık Reklam Tur. Org. San. ve Tic. Ltd. Şirketine aittir. Sitedeki paylaşımların tüm hakları ve hukuki ve cezai sorumluluğu paylaşım sahiplerine aittir. Site tarafından hazırlanan yazı, röportaj ürün incelemesi vs tüm içeriğin her hakkı saklıdır. İzinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz. Bu sitedeki çalışmaların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasasına göre suçtur. İzinsiz kullanılarak, alıntı yapmak, yasal kovuşturma hakkı doğurur.