Dijital teknolojinin ilerlemesiyle fotoğraf üretimi de arttı, bu artış nitelikli iş üretiminin de artışı anlamına gelmiyor tabii ama sizce bu yoğunluk fotoğrafın sanat içindeki yerini değiştirebilecek mi?
- Fotoğraf başka bir yere doğru gidiyor. Çağdaş fotoğrafa bakıyorsunuz, çok fazla fotoğraf niteliği taşımayan fotoğraflar amacına ulaşıyor. Mesela bana çektirseniz onu yapamayabilirim çünkü hayatım doğru fotoğrafı, doğru ışığı yapmaya çalışarak geçiyor yani bana ışığı bozuk fotoğraf yap desen yapamayacağım çünkü işin beni tatmin etmesi gerekiyor.
3Dmax’le birtakım şeyler yapmak üzerine planladığım bir sergi projesi vardı ama sonra düşündüm ki ben bir fotoğrafçıyım ve bunu yaparsam bu proje fotoğrafçı kimliğimden ziyade oradaki operatörün becerisine bağlı olarak ilerleyecekti, bu yüzden vazgeçtim.
Akademik eğitim fotoğrafta başarı için gerekli mi sizce, ya da ne kadar önemli?
- Ben grafik bölümüne eğitim verdiğim için fotografik beceriden daha ziyade öğrencilerimin fotoğrafla kendilerini anlatabilecekleri yönde geliştirmelerini sağlamaya çalışıyorum. Mesela - 4 fotoğrafta kendinizi anlatın- diyorum. Geçmişteki ünlü fotoğrafçılardan Man Ray olsun Andre Kertesz olsun onlardan da kendi tarzlarını anlatan ticari işler yapmaları beklenmiş, ben de çocukları o anlamda kendi tarzlarını anlatabilecekleri ticari işler yapmalar için yönlendirmeye çalışıyorum.
Sanatsal çalışmalarınızda esinlendiğiniz fotoğrafçılar veya sanatçılar var mı?
- Sürrealist ressamlardan etkileniyorum. Rene Magritte olsun, Salvador Dali olsun Max Ernst olsun, çok beğenirim. Bazı fotoğraflarımda göndermeler de var o anlamda. Renklerin yoğun olduğu bir fotoğrafı tasarlarken Caravaggio geliyor aklıma mesela. Zaten geçmişte araştırdıklarının, gördüklerinin birikimiyle ortaya çıkıyor böyle şeyler.
Peki belli bir ilham kaynağınız var mı, nasıl zamanlarda aklınıza kurgular geliyor?
- Uzun yürüyüşler yaparım 45 km’lik, Moda’dan Tuzla’ya mesela. Bu yürüyüşlerden birinde ilginç bir şey olmuştu. Çok erken başlıyorum yürüyüşe sabahın 5’inde filan. Kafamda düşünceler yürürken bir an bir baktım karganın biri başıma kondu, tak diye kaşımı gagaladı. Kanlar aktı filan neye uğradığımı şaşırdım. Hitchcock’un filmleri gibiydi aslında komikti, bir yandan kafamda kurgular sürreal görüntüler varken bir anda karga saldırısı sürreal bir olaydı aslında. Bunun dışında zaman buldukça sergilere giderim hem dünyada hem Türkiye’de neler oluyor araştırırım. Bu bir şekilde birikim oluyor ve bir yerde dökmeye başlıyorsunuz biriktirdiklerinizi çalışmalarınızda. Zorla olmaz böyle işler zaten.
Türkiyede fotoğrafın geleceğine dair düşünceleriniz neler?
- Türkiye’de artık eskisi gibi değil fotoğrafa bakış. Mesela eskiden sanat koleksiyonerleri sadece resim satın alırlardı ama artık onların çocukları bunların yerine geçtiler ve onlar fotoğrafı da sanat çerçevesinde görüp satın alıyorlar. Yeni jenerasyonla birlikte bunlar değişti. Mesela geçenlerde benim de içinde olduğum bir grup fotoğrafçının sergisi bir sanat galerisinde açıldı, Contemporary olsun Art ‹stanbul olsun buralarda da fotoğraf satılıyor. Bunlar fotoğrafın geleceği adına güzel gelişmeler.
Kazan’dan Notlar
1) Tam bir deniz aşığı, projelerinden artakalan zamanı dalış eğitmenliği yaparak ve sualtı fotoğrafları çekerek değerlendiriyor.
2) Benim Gerçeğim projesinde hiçbir dijital müdahale kullanılmamış. Her karenin önce kağıt üstünde taslağı hazırlanıp sonra çekim aşamasına geçilmiş.
3) Nezaketi ve güler yüzüyle kendisine hayran bırakan kişilik.